3-Harfliler-Marid

Yönetmen: Arkın Aktaç
Senaryo: Murat Toktamışoğlu
Oyuncular: Özgür Özberk, Gülseven Yılmaz, Taner Ertürkler, Serap üstün, Kayra Simur
Yapım Yılı: 2010
Ülke: Türkiye


Konu: Ayla 11 yaşındayken bir gece buna üç harflinin teki musallat olmuştur. Bu musallatlık esnasında Ayla’nın kız kardeşi ölmüş, Ayla da üç gün sürecek bir krize girmiştir. Kız bu 3 gün boyunca ne yaşadığını bilmez, hatırlamaz. Ayla’yı kendisine musallat olan cinden babacan bir hocanın yazdığı muska kurtarmıştır. Muskayı yazan hoca, bunu kesinlikle yanından ayırmaması konusunda Ayla’yı uyarmıştır. Bu olayın üzerinden 20 sene geçmiş, Ayla kocası Serkan ile tam Türk tipi mutluluk beşiği olarak adlandırılabilecek betonerme bir sitedeki darielerinde, tam Türk tipi bir saadet sürmektedir. Çiftin mutlulukları, muskanın kaybolması ile bozulur. Allah Allah. Muska evin içinde nerelere kaybolmuştur? Ayla, yeni bir muska bulması konusunda Serkan’ı uyarır. Serkan bildiği iyi bir muska yazıcısı hocayı mutlu dairelerine bir akşam davet eder, Ayla da boş durur mu, o da yakın arkadaşı Meltem ve onun cindi periydi herşeyle matrak geçen son derece esprili kocası Cem’i aynı akşam davet eder. Bakalım o gece neler yaşanacaktır…

Başta Alper Mestçi olmak üzere Musallat’ı yapan ekibin, Musallat 2’yi çekmeden önce yaptıkları film. İlk çekilen Musallat hariç, Cin-Büyü temalarında üretilmiş iyi bir Türk filmi bana göre olmadı. 3 Harfliler: Marid de bu genellemeye bir istisna değil.

3 Harfliler, kısıtlı bir bütçe ile kapalı alanda (ortalama bir apartman dairesinde) çekilmiş bir film, toplam da 5 oyuncusu var, onların da bazıları fazla. Zaten bütçesi olsa filmin adı 3 Harfliler: Marid değil 3 Harfliler: Madrid olur, olaylar da Madrid’de geçerdi. O zaman cinlerin Madrid maceraları hakkında süper eğlenceli bir film olurdu. Buna benzer çok eğlenceli filmler var sonuçta, Maskeli Beşler: Kuzey Irak mesela. :)

Kapalı alanda, dar kadroyla çekilen filmlere karşı bir ön yargım yok. Bu özellikte onlarca çok başarılı yabancı korku filmi sayılabilir. Ama Türkler bu işi, özellikle de bu işi çok kötü biçimde yapıyorlar. Kötü diyaloglar, kötü senaryolar ve kötü oyunculuklarınız varsa diğer tarz korku filmleri çekebilirsiniz belki ama, bu kötü girdilerle başarılı bir kapalı alan gerilimi çekebilmek mümkün değil malesef. Kapalı alan gerilimi minimal bir anlatı biçimi olduğu için tüm detaylarının incelikle işlenmesi gerekir. Dabbe 2’de olduğu gibi 3 Harfliler de, aynı nedenlerden dolayı çuvallayan bir film. Tıpkı Dabbe 2 gibi izleyiciyi bıktırıcı tekrarlara hapsediyor, ve daha çok bu bıktırıcılığı ile yıldırarak korkutuyor.




Yönetmen: David R. Ellis
Senaryo: Will Hayes, Jesse Studenberg
Oyuncular: Sara Paxton, Dustin Milligan, Chris Carmack
Yapım Yılı: 2011
Ülke: ABD


Konu: Üniversiteli bir grup arkadaş, tatillerini geçirmek üzere Louisiana körfezine giderler ve burada köpekbalıklarına bir gecede yem olurlar. Bu nedenle filmin adı da “Shark Night”.

“Amerikan sinemasından artık orijinal korku filmleri çıkmıyor, en iyi çektikleri de remake’ler” diyenlere Shark Night tokat gibi bir cevap veriyor. Adamlar konu sıkıntısından mıdır bilinmez, kimyager ustalığı ile biraz ondan biraz bundan kata kata, en birleştirilemeyecek alt türleri bile birleştirebiliyorlar. Shark Night, köpekbalığı filmi ile SNUFF konulu (evet evet) filmin bir birleşimi.




hidden 3d

Yönetmen:Antoine Thomas
Senaryo:Mariano Baino, Alan Smithy
Oyuncular:Sean Clement, Simonetta Solder
Yapım Yılı: 2011
Ülke: Kanada, İtalya


Konu: Brian’a çılgın bir bilimkadını olan annesinden dağ başında devasa bir bina miras kalır. Nedense karda kışta ormanda yarım saat yürüyüp binayı onunla birlikte keşfetmek için birçok uzak arkadaşı gönüllü olmuştur. Hep birlikte giderler ve keşfede ede, en sonunda gizli geçitlerin ardındaki gizli labaratuarları ve annelerinin yarattığı hilkat garibelerini bulurlar. Sonra da kaçıp hayatlarını kurtarmaya çalışırlar.

Ne demeye vizyona sokulduğunu anlamadığımız, televizyonda karşılaşılsa gönül rahatlığıyla kanal değiştirilebilecek, CGI ve kötü oyunculuk üzerine kurulu, zayıf bir korku filmi.




Dabbe 2

Yönetmen:Hasan Karacadağ
Senaryo:Hasan Karacadağ
Oyuncular:Sefa Zengin, Deniz Olgaç, İncinur Daşdemir, Leyla Göksun, Muharrem Dalfidan
Yapım Yılı: 2009
Ülke: Türkiye


Konu: İstanbul üzerinde kara bulutlar uğursuz biçimde alçalırlar. Kıyamet saati yaklaşmakta ve kıyametin habercisi dabbe, elektromanyetik sistemler üzerinden yayılmaktadır.

İstanbul yakınlarındaki bir kır evinde, evli bir çift tatil için şehir dışından gelecek kızlarını ve arkadaşlarını beklerler. Olacaklardan ve o gece yaşayacakları kıyamet korkusundan habersizdirler. Kuran’da belirtilen kıyamet alameti DUHAN yeryüzüne inmek üzeredir.










Doğmamış

Yönetmen:David S. Goyer
Senaryo:David S. Goyer
Oyuncular:Odette Yustman, Gary Oldman, Meagan Good, Cam Gigandet
Yapım Yılı: 2009
Ülke: ABD


Konu: Maske takmış tuhaf köpekler ve tekinsiz görünüşlü mavi gözlü afacan bir çocukla ilgili korkunç rüyalar gören Casey Beldon’ın (Odette Yustman) gözlerinin rengi değişmeye, gözü açık hayaller görmeye başlar. Gördüğü korkutucu imgeleri anlamaya çalışan Casey araştırmaları sonucu başına musallat olan şeyin ana rahmindeyken ölmüş ikiz kardeşinin ruhu olduğunu ve intikam peşinde olduğunu anlar.

Korku Filmleri Yorumu: Çok paranız ya da çok vaktiniz varsa bu filmi seyretmekle kendinize kötülük yapmış sayılmazsınız. Bu koşulları yerine getiremediğniz durumlarda bu filmi izlemeniz bünyenizde telafisi zor sıkıntı kabarcıklarına yol açacaktır. Tek kelimeyle berbat bir senaryoya sahip bir film “Doğmamış”. İzlenilirliği nerdeyse sıfır. Bu anlamda oldukça da şaşırtıcı bir film. Çünkü filmin yönetmeni David Goyer aynı zamanda filmin senaryosunun da yazarı. Ve yine aynı David Goyer iyi bir senarist olarak tanınıyor. Dark City’den (Karanlık Şehir) tutun Blade’e, gelmiş geçmiş en iyi Batman olan Kara Şovalye’ye kadar pekçok filmin senayosu Goyer’e emanet edilmiş. Yalnız dikkat ederseniz bunlar hep orijinal fikri bir başkasına, ya da bir çizgi romana dayanan filmler. Bunu özellikle fark etmek gerek bence, çünkü bu filmi izledikten sonra bu kişinin o “sağlam” senarist kimliği de bence tartışmaya açık bir hale gelir. Senarist olarak tanınan Goyer, bir korku filmi çekmeye karar vermiş ve bunu yaparken senaryo yazmak yerine korkunç olduğunu düşündüğü bazı rüya görüntülerini, bazı simgesel görselleri ucuca eklemiş. Bir nevi kolaj yapmış. Biraraya getirdiği bu görüntü parçacıklarının herbiri kendi içinde son derece yavaş akan, akmayan sürünen parçalar. Herbir parça kendi içinde son derece yavaş biçimde ilerliyor. Bu yavaşlık ve parçalanmışlık arasında ne iki satır diyologa, ne karakter geliştirmeye, ne öyküyü anlatmaya zaman kalmıyor. Yani bu aslında bir film değil. Bir video kliptir desek o da olmaz; çünkü bu kadar yavaş akan bir video klip de olmaz. Konu hayalet öyküsü olunca, exorcism de işin içine girince inandırıcılık filmin ihtiyaç duyduğu bir unsur. Ama film izleyiciyi inandırmaya değil, yönetmenin güzel ve etkileyici bulduğu görüntüleri uydu uymadı demeden birleştirmeye çalışan bir karmaşa. Sonunda da saçmasapan, altyapısı doldurulmamış güdük bir “Yahudi Exorcismi” ile de sona eriyor. Koskoca Gary Oldman’a da hayatındaki en saçma, en gereksiz rolü vermişler. “Yahudi Exorcismi nedir?”, “Gary Oldman nasıl heba edilir?” ya da “kötü film nedir?” sorularının yanıtlarını bulmak için kaçırılmayacak bir fırsat “Doğmamış”. Doğmasın da zaten…