busan-treni

Yönetmen: Sang-ho Yeon
Senaryo: Sang-ho Yeon
Oyuncular: Yoo Gong, Dong-seok Ma
Yapım Yılı: 2016
Ülke: Güney Kore


Konusu: Sok-woo, Seoul’da borsacılık yapan bir beyaz yakalı. İşi tüm vaktini aldığı için kızına yeterince vakit ayıramamaktadır. Doğum gününde kızına yanlışlıkla ikinci kez aynı hediyeyi alan Sok-woo bu duruma çok üzülür. Kızının doğum günü hediyesi olarak kendisinden ricası, babasının boşanmış olduğu annesini görmek üzere Busan’a gitmektir. Sok-woo kızını kırmaz ve ertesi gün kızıyla birlikte Busan’a gitmeyi kabul eder.

Trenle Busan’a gitmek üzere yola çıktıkları gün şehirde bir zombi salgını patlak verir ve hızla yayılır. Ancak ne babayla kızın, ne de trendekilerin bu durumdan haberleri yoktur. Salgın trendeki yolculara da bulaşmıştır. Sok-woo kızını, kendisini ve trendeki diğer yolcuların yaşamlarını kurtarabilmek için amansız bir mücadeleye girişmek zorunda kalacaktır.

busan treni zombi filmi

Train to Busan / Busan Treni, son yıllarda izlediğim en iyi zombi filmlerinden biri arkadaşlar. Şiddetle tavsiye. Özellikle kalabalık ve çok hareketli zombi saldırısı sahneleriyle dikkat çekiyor. Bu sahneleriyle biraz World War Z filmini de andırıyor.

busan-treni-zombi sahnesi

Yönetmenin Seoul Station / Seul İstasyonu adlı, aynı konulu bir de animasyon filmi var. Filmi beğenenler ona da göz atmak isteyebilirler. İyi seyirler.

train-to-busan-2-busan treni

Korkufilmi.net Notu:

10

Busan Treni Fragman:

warm bodies sıcak kalpler

Yönetmen: Jonathan Levine
Senaryo: Jonathan Levine, Isaac Marion
Oyuncular: Nicholas Hoult, Teresa Palmer, John Malkovich
Yapım Yılı: 2013
Ülke: ABD


Konu: Önlenemeyen bir salgın sonucu dünyadaki insanların çoğu zombi haline gelmiştir. Hayatta kalan küçük bir insan grubu da inşa ettikleri büyük bir duvarın arkasındaki, ayakta kalmış tek şehirde yaşamaktadır. Filmimizin kahramanı olan “R” ise genç bir zombidir. Beraber “hmmmm” “grrrr” “vrrrr” biçiminde sohbet ettikleri zombi arkadaşı “M” ile birlikte terk edilmiş hava alanında yaşamaktadır. İnce ruhlu bir zombi olan “R”, hayatında taze beyin dışında da bazı şeylerin eksikliğini çekmektedir. Örneğin müzik veya daha kaliteli bir sohbet gibi.

Yiyecek birşeyler bulmak üzere bir gün şehre inen zombi dostlarımız bir grup insanla karşılaşır. “R” bu insan grubundaki genç kıza görür görmez aşık olur. Çıkan çatışmada akıllıca davranıp kızın erkek arkadaşının beynini yiyen “R”, kızı da beraberinde götürür. Kızla iletişim kurmakta ve güvenini kazanmakta zorlanan “R”, sıkıştıkça kızın rahmetli erkek arkadaşının zuladaki beyninden bir parça yer. Yedikçe de kızın erkek arkadaşının anılarına ve vizyonuna sahip olmaktadır. Doğru perhiz ile bir süre sonra olayı tamamen kavrayan ve kıza nasıl davranması gerektiğini çözen zombi “R” yavaş yavaş kızın sevgisini kazanır. Peki dünya yepyeni ve kokuşuk bu aşka hazır mıdır?

Vasatlık ve aptallıkta sınır tanımayan Warm Bodies, hesapta ilginç ve orijinal bir öykü anlattığını idda eden bir film olabilirdi. Tabi eğer zombi gençle normal kızın aşkını anlatan daha önce çekilmiş aynı konudaki çok daha ilgi çekici başka filmler olmasaydı. 2011 yapımı DeadHeads, ya da 1993 yapımı My Boyfriend is Back gibi. Warm Bodies’in farkı ve tabi vizyona girecek kadar “başarılı” olmasının sebebi ise kullandığı formülde gizli: vasatlık ve aptallıkta yani.

Warm-Bodies sıcak kalpler

Vasatlık ve aptallık günümüzün başarı formülü haline geldi. Ne kadar vasat ve aptal bir film çekersen o kadar geniş kitleye hitap eder, o kadar da çok kişi tarafından izlenirsin. Warm Bodies’in CNBCE’nin hafta sonu pelesenklerinden “Revolution” benzeri saçmalık ve sığlıktaki post apokaliptik dünya vizyonu, yakışıklı ve liseli duygusallığındaki zombileri, duygusal video klip tadındaki “ve zombi yürür ve o sırada romantik bir şarkı baştan sona çalar” biçimindeki standard tipte CNBCE dizi içi dolguları, filmi herkes için tüketilebilir hale getirmeye yetiyor. Getiriyor da ne oluyor, keşke iyi bir halt olsa. İşte filmin üzerime yığdığı lanet olasıca mesajlar:

  • Zombi genç R ve kız arkadaşı arasındaki aşk ile zombiler yeniden sevmeye başlıyor. (öff)
  • Sevgi bütün dünyayı değiştiriyor, güzelleştiriyor. (puff)
  • Dünyayı güzellik kurtaracak, bir zombiyi sevmekle başlayacak herşey (kusucam şimdi).
  • Zombiler ve insanlar kardeştir, ayırmaya çalışan kalleştir, birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde… (elime konuş)
  • John Malkovich hiçbir zaman film seçen, iyi filmlerde oynamaya gayret eden bir oyuncu olmamıştır. Ama bu filmde, hayatının en gereksiz oyunculuğunu gerçekleştirmiş. Sadece bu açıdan akılda tutulası, gerektiğinde “Malkovich’in en kötü filmi” diye ahkam kesilesi, onun dışında hemen unutulası bir film. Ayrıca, artık ölümüne zombi olmuş ve sevgi mevgi ile dönüştürülemeyecek “Bonies” (kemikliler) adlı alt türün CGI ile yaratılmış görüntüleri de korkunçtu. Korkunçtu derken, gerçekten çok kalitesizdi demek istiyorum. 30 yıl önceki bir teknoloji ile yapılmış, daha çok 1984’ün Terminatör’ünden kesip yapıştırılmışlar gibiydi.

    Konusuyla, vasatlığıyla, aptallığıyla, şarkı türküsüyle, efektiyle: Tam bir liseli filmi. Ya da belki de herkesin anlayabileceği biçimde şöyle söylemeliyim: “Tek kelimeyle, zaman kaybı” (“zaman kaybı” aslında iki kelime, tek kelime nasıl oluyor, bilen biri DMden bana doğru yürüyüp konu hakkında aydınlatırsa sevinirim )




    kıyamet gecesi

    Yönetmen:Brad Anderson
    Senaryo:Anthony Jaswinski
    Oyuncular:Hayden Christensen, Thandie Newton, John Leguizamo
    Yapım Yılı: 2010
    Ülke: ABD


    Konu: Detroit’de sıradan bir gecede, bir anda tüm elektrikler kesilir. Şehir karanlığa bürünmüş, insanlardan geriye sadece elbiseleri kalmıştır. Elektrikler kesildiği anda kesilmeyen bir ışık kaynağına yakın olanlar hariç, herkes kaybolmuştur. Hayatta kalanlar, ışıktan ayrılmadan ve karanlıktaki uğursuz ruhlardan uzak durarak bir kurtuluş yolu aramaya çalışırlar.

    En sevdiğimiz korku filmlerinden biri olan Session 9’ın yönetmeni, master of horror Brad Anderson, bu filmde Session 9’daki temalardan biri olan karanlık korkusu üzerine gidiyor. Filmin apokaliptik öyküsü 80ler yapımı Night of Comet ile modern J-Horror örneklerinden Pulse (Nabız) / Dabbe arasında seyrediyor.




    Vampirler cehennemi

    Yönetmen:Jim Mickle
    Senaryo:Jim Mickle, Nick Damici
    Oyuncular:Nick Damici, Connor Paolo, Danielle Harris
    Yapım Yılı: 2010
    Ülke: ABD


    Konu: Dünya ekonomik ve politik olarak çökmüş, bir de üstüne vampir salgını patlak vermiştir. Vampirler dünyanın belli bölgelerini ele geçirmişlerdir, ABD’nin durumu da pek iyi değildir. Yeniyetme kahramanımız Martin’in çiftlik evine vampir saldırısı olur ve ailesi öldürülür. Martin’i ise olay yerine son anda intikal eden, Mister (Usta) adlı vampir avcısı kurtarır. Martin artık ustanın çırağı olmuştur. Onunla birlikte ülkeyi baştan başa geçerek kuzeyde, Kanada’daki vampirlerden arınmış bölgeye sığınmaya çalışırlarken Martin de kalfalık yolunda emin adımlarla ilerlemektedir.

    Afişinde “Yılın Amerikan Korku Filmi” olarak nitelenen Stake Land zaman zaman durağanlaşsa da genelde çok iyi bir apokaliptik vampir filmi. Filmi 2009 yapımı The Road’un tonunda modern bir apokaliptik yol öyküsü-western-korku olarak nitelendirebiliriz. Kahramanımız Martin’in adı da büyük olasılıkla sinema tarihinin en çarpıcı vampir filmlerinden biri olan George Romero’nun “Martin” ine bir gönderme…




    resident evil-olumcul deney

    Yönetmen:Paul W.S. Anderson
    Senaryo:Paul W.S. Anderson
    Oyuncular:Milla Jovovich, Ali Larter, Wentworth Miller
    Yapım Yılı: 2010
    Ülke: Almanya, Fransa, İngiltere


    Konu: Umbrella şirketini yok etmek isteyen Alice, ekibiyle birlikte şirketin Tokyo’daki şubesini basar. Burada ekibini kaybeden ve kendisine de T virüsünü nötralize ederek yeniden insana dönüşmesine neden olan bir virüs enjekte edilen Alice tek başına Alaska’ya kaçar. Bir önceki filmde Alaska’ya yolcu ettiği arkadaşlarını burada bulacağını düşünür ama tek bulabildiği kendisine saldıran, hafızasını kaybetmiş ve beyni yıkanmış Claire olur. Alice ve Claire uçakla Los Angeles’a kadar seyahat ederler ama hayatta kalmış tek bir insan bulamazlar. En sonunda vardıkları Los Angeles’da bir hapishaneye sıkışmış küçük bir grup insanla birlikte etraflarını çeviren onbinlerce zombiye karşı savaş verirler. Amaçları kıyıdan açıkta demir atmış Arcadia adlı güvenli bir gemide bulunan gruba ulaşmaktır.

    Event Horizon (Ufuk Faciası), AVP (Alien vs Predator) ve önceki Ölümcül Deney filmleri ile bilinen Paul W.S. Anderson serinin yeni filmini de yine kendisi yönetiyor. Aksiyon düzeyi yüksek, aksiyon sahneleri göz alıcı ve özellikle 3D uygulaması çok başarılı bir film. Bununla birlikte korku filminden daha çok, Matrix ve Blade tarzı bir aksiyon filmi olarak değerlendirmelisiniz.