la cara occulta

Yönetmen: Andrés Baiz
Senaryo: Hatem Khraiche, Andrés Baiz
Oyuncular: Martina García, Quim Gutiérrez, Clara Lago
Yapım Yılı: 2011
Ülke: İspanya, Kolombiya


Konu: Konu: İspanyol orkestra şefi Adrian, aldığı bir teklif üzerine Kolombiya’ya taşınmaya karar verir. Adrian’ın yavuklusu Fabiana da eş durumundan onla birlikte Kolombiya’ya gelir. İki yaren orman ortasında devasa bir köşk kiralarlar. Adrian gün boyu şehirde orkestra yönetme ödevlerini yerine getirirken Fabian evde tek başına pineklemektedir.

Yapacak işi olmayan, çevresine yabancılaşmış her kadın gibi Fabiana da Adrian’a sarar. İşte, orkestrada güzel kızlar var mı, yok sen beni aldatıyor musun, yok sen beni güzel bulmuyor musun, yok efendim popom büyümüş mü gibisinden eğlenceli sohbetleri ile Adrian’ın hayatına neşe katmaktadır. Aralarında yaşanan yine çok eğlenceli bir diyalog akabinde orkestra yönetme bahanesiyle evden uzaklaşan Adrian dönüşte Fabiana’yı evde bulamaz. Kızın eşyaları ortalıklarda yoktur ve Adrian’ı terk ettiğine dair bir video çekimi yaparak görünür bir yere bırakmıştır. “Allah allah” der Adrian ve üzülür. Sonra da ayaklarını uzatarak kafasını dinler.

Adrian kafayı dinledikten bir süre sonra kendine gelir. Terk edilmiştir. Ama bu işte bir bit yeniği vardır. Her ne kadar dırdırcı bir kişilik olsa da Fabiana bu şekilde kendisini terk edecek durumda bir insan değildir. Polislere, dedektiflere haberler salınır. Fabiana hiçbir yerde bulunamaz. Dahası İspanya’ya dönecektiyse bile Kolombiya’dan ayrıldığına dair bir kayda rastlanamaz. Kolombiya’da kimi kimsesi olmayan, ormanın ortasında bir başına duran bir kız nereye gitmiş olabilir? Doğal olarak polisler Fabiana’nın kayboluşunu bu kadar geç haber veren sevgilisinden, Adrian’dan işkillenmeye başlarlar. Belki de Adrian kadın dırdırından sıkılıp kızcağızın ümüğünü sıkıvermiştir. Kim bilebilir?

Can sıkıcı polis kovuşturmasına ve eski sevgilinin tuhaf kayboluşuna rağmen Adrian açısından hayat devam etmektedir. İçkiyi çok kaçırıp barda rezalet çıkardığı bir gün garson kızla tanışır ve eve atar. Adrian’ın variyetinden ve ormanik köşkünden çok etkilenen garson kız Belen, bir süre bu evde kalma ve Adrian ile ilgilenme fedakarlığını göstermeye karar verir. Evin hanımı gibi eve kurulan Belen tıpkı Fabiana gibi gündüzleri evde pineklemektedir. Ancak Fabiana’nın aksine Belen gaipten bazı sesler duymaya başlar. Hani söylemek istemiyorum ama, sanki bu ev azıcık hayaletli gibidir.

Bu sene izlediğim en sürükleyici gerilim filmlerinden biri olan La Cara Occulta aynı zamanda ilginç bir film. Film iki parçadan oluşuyor. İlki, size yukarda anlattığım, bir hayaletli ev / cinayet filmine benzer kısım. İkincisi de spoiler yapmamak adına hiç değinmeyeceğim, psikolojik gerilim kısmı. Sürprizli öyküsü, iyi tasarlanmış şaşırtıcı twistleri ile kaçırılmaması gereken bir gerilim filmi. İspanyol yapımı bu filmin kısa bir süre içinde Holywood tarafından yeniden çekileceğine eminim.

Uyarı: Filmin fragmanını bile izlemeyin, yoksa tüm sürprizi kaçar. Çok kötü bir fragman. O yüzden fragman eklemiyorum. Sürprizi kaçan La Cara Occulta gazı kaçan La Çamlıca gazozundan farksızdır.

la cara occulta



siyahlı kadın

Yönetmen: James Watkins
Senaryo: Susan Hill (roman), Jane Goldman
Oyuncular: Daniel Radcliffe, Janet McTeer, Ciarán Hinds
Yapım Yılı: 2012
Ülke: İngiltere, Kanada, İsveç


Konu: Genç bir avukat olan Arthur Kipps’in karısı doğum yaptığı sırada hayatını kaybetmiştir. Karısının ölümünün üstesinden bir türlü gelemeyen Kipps bir yandan küçük oğlunu tek başına büyütmeye çalışmakta, diğer yandan da hayata tutunmaya çabalamaktadır. Çalıştığı hukuk firmasında ona son bir şans verilir; bunu da yapamazsa işini kaybedecektir. Uzak bir köyde bir miras meselesi vardır. Kipps’in buraya gidip miras işlemlerini yoluna koyması gerekmektedir. Kipps köye vardığında köylülerin düşmanca tavrıyla karşılaşır. Hiçkimse onu mirasa konu eve götürmek istememektedir, evin lanetli olduğu dedikodusu heryerde dolanmaktadır. Kipps eve gitmekte ısrar edince hem kendisi hem de köylüler için bir lanet dalgasının kapısı açılacaktır.

Harry Potter’ın yıldızı Daniel Radcliffe’in Harry Potter sonrası başrolde göründüğü ilk film olarak ünlenen Siyahlı Kadın dikkate değer bir gotik hayalet filmi. Hammer Film’in geçen yılki Wake Wood sonrası ilk filmi olan bu film, Hammer’ın 1970’lerde aktardığı son derece başarılı gotik hayalet öykülerine biçim ve atmosfer olarak yakın bir çalışma.




Yönetmen: Troy Nixey
Senaryo: Guillermo del Toro, Matthew Robbins, Nigel McKeand
Oyuncular: Bailee Madison, Katie Holmes, Guy Pearce
Yapım Yılı: 2010
Ülke: ABD, Avustralya, Meksika


Konu: Anne ve babası boşanmış olan küçük bir kız, tatilini geçirmek üzere babasının yeni aldığı eve gelir. Karanlık geçmişe sahip olan gotik tarzdaki ev tadilat halindedir. Babasının yeni kız arkadaşından hoşlanmayan küçük kız kendini evi keşfetmeye verir. Küçük kız evin bodrumunda, kendisiyle konuşan yaratıkların seslerini duyar. Yaratıklar küçük kızın onlardan biri olduğunu fısıldamaktadırlar. Yaratıkların ilk başta iyi olduklarını düşünen kızın fikri sonrasında değişecektir.

Guilermo del Toro’nun yapımcılığında çekilmiş olan Karanlıktan Korkma, 1970’lerin önemli bir korku dizisinin yeniden yapımı. Guilermo del Toro’nun el attığı işlerden en zayıfı olarak nitelendirebileceğimiz bu filmin siz değerli korkufilmi.net okurlarını pek fazla korkutmayacağını, ancak biraz eğlendireceğini düşünüyoruz.




Yönetmen: Quentin Dupieux
Senaryo: Quentin Dupieux
Oyuncular: Stephen Spinella, Roxane Mesquida, Wings Hauser
Yapım Yılı: 2010
Ülke: Fransa, Angola


Konu: Telekinetik güçlere sahip psikopat bir araba lastiği olan Robert, çöldeki bir kasabada dehşet saçmaya başlar. (Tabi adı Robert olan patlak bir araba lastiği artık ne kadar dehşet saçabilirse) Gıcık olduğu her şeyi düşünce gücüyle karpuz gibi patlatabilen Robert, kasabadan geçmekte olan bir kıza aşık olunca işler iyice sarpa sarar.

Bu yıl İstanbul Film Festivali’nde özel bir bölümde gösterilen Rubber, zaten ancak özel bölümlerde gösterilebilecek bir film. Katil domatesler, katil kardanadam, katil yılbaşı ağacı derken, şimdi de katil araba lastiğiyle karşı karşıyayız; hem de kabak! Katil araba Christine’den nerelere geldik, yoksa minimal film denen şeyin korku sinemasındaki karşılığı bu mu? …




kara buyu

Yönetmen:John V. Soto
Senaryo:John V. Soto, Anthony Egan
Oyuncular: Michael Dorman, Travis Fimmel, Tahyna Tozzi
Yapım Yılı: 2010
Ülke: Avustralya


Konu: Üniversitede öğrencilik yaptığını düşündüğümüz Ben’e rahmetli babasından tuhaf bir kutu miras kalır. Sanat simsarlığı yapan rahmetli baba bu kutuyu gözü gibi saklamıştır. Ben kutunun ne işe yaradığını anlamaz, yine de arkadaşlarına hava basmayı da ihmal etmez. Alkolü fazla kaçırdıkları bir gece hep beraber kutunun başında toplaşırlar. Hiç hayatlarında kutu görmemiş gibi kutuyla resim çektiren arkadaşlar, ertesi günlerde birbiri ardında ve açıklanamayan biçimlerde ölmeye başlarlar. Üstelik Ben’in kutusu da çalınmıştır! Ben bir yandan kutusunu ararken diğer yandan kutunun cinayetlerle olan ilişkisini anlamaya çalışmakta, tüm bunları yaparken de sıra kendisine gelmeden evvel katili bulmaya çalışmaktadır.

Avustralya yapımı “Needle” Türkçe ismi Kara Büyü olan yüzlerce filmden biri. Son yıllarda Avustralya’dan çok iyi korku filmleri çıkmasına rağmen, bize fazlasıyla amatör gelen bu filmde, katili ve gizemi çözebilmek pek de zor değil.