grabbers

Yönetmen: Jon Wright
Senaryo: Kevin Lehane
Oyuncular: Richard Coyle, Ruth Bradley, Russell Tovey
Yapım Yılı: 2012
Ülke: İrlanda, İngiltere


Konu: İrlanda ana karası açıklarındaki küçük bir adanın yakınlarına meteor düşer. Meteor, tehlikeli bir uzaylı organizmayı da beraberinde getirmiştir. Kanla beslenen ahtapot benzeri yaratıklar hızla ürerler. Adadaki kasabanın halkı ise yaratıklardan haberdar değildir. Kasaba sakinleri birer ikişer kaybolmaya başladığında olayı araştırma görevi kasabanın hepi topu iki kişilik polis ekibine düşer. Polislerden biri kıdemli, bezgin ve aynı zamanda alkolik polis memuru O’Shea, diğeri ise adaya henüz yeni atanmış olan çiçeği burnunda polis memuru, heyecanlı Lisa’dır. Silah bile taşımayan, biri alkolik diğeri çömez bu iki polis için kanla beslenen dev uzaylı ahtapotları tutuklamak biraz zor bir görev gibi görünmektedir. Tesadüf eseri uzaylıların alkolden hoşlanmadığını fark ettiklerinde elleri biraz güçlenir. Ne de olsa içmek İrlandalıların ata sporu, bira ve viski de milli içecekleridir. Milli içeceği ayran olan uluslara kıyasla uzaylı istilasına karşı koyma şanslarının daha yüksek olduğunu anlayan polisler, deli gibi sarhoş olup, adadaki herkesi de zom ederek direnişe başlarlar.




Yönetmen: Anthony Waller
Senaryo: Anthony Waller
Oyuncular: Marina Zudina, Fay Ripley, Evan Richards, Alec Guinness
Yapım Yılı: 1994
Ülke: ABD, Rusya, İngiltere, Almanya


Konu: Bugün size çok bilinmeyen iyi bir gerilim filminden, ve çok bilinmeyen iyi bir yönetmenden bahsetmek istedim. Kısa süre önce Tv2’de denk geldiğim “Nine Miles Down” (Cehenneme Açılan Kapı) filmi ile yeniden aklıma gelen Anthony Waller ve onun ilk filmi Mute Witness. Mute Witness 1990ların en iyi gerilim filmlerinden biri olmasına, üstüne üstlük de bir ilk film olmasına rağmen, nedense Anthony Waller’a hakkettiği ünü ve ilgiyi getirememiştir. Belki de Waller’ın ikinci film seçimi eleştirmenlerce çok iyi bir korku klasiğinin gereksiz devam filmi olarak görülen “An American Warewolf in Paris” olduğu için, belki de yönetmenin kendi tercihi bu yönde olduğu için, bilemiyorum.

Filmin konusuna gelelim: Amerikalı yönetmen Andy Clarke Rusya’da sete dönüştürülen eski bir binada bir slasher filmi çekmektedir. Yönetmenin eşi Karen ve Karen’ın makyaj sanatçısı dilsiz kız kardeşi Billy de sette çalışmaktadırlar. Stüdyoda işlerin yolunda gitmediği bir günün ardından tüm ekip seti terk eder. Billy sette birşey unuttuğundan geri döner, ancak bu sırada içeride kilitli kalır. Dilsiz kız setten uzaklaşanlara sesini duyuramaz. Kız çaresiz bir köşeye oturup sabahı beklemeye başlar. Ancak bir süre sonra stüdyoda bir hareketlilik dikkatini çeker. Slasher filminin çekim ekibindeki bir oyuncu ve bir kameraman ekipten olmayan yabancı bir kadınla amatör bir porno film çekmektedirler. Billy şaşkındır ama az sonra şaşkınlığı yerini korkuya bırakacaktır. Çünkü çektikleri porno değil snuff bir filmdir. Adamlar kadını öldürür ve filme alırlarken Billy de fark edilmeden kaçmaya çalışır. Ancak adamlar birinin onları izlediğini fark etmişlerdir ve binanın içinde bir kovalamaca başlar.

Mute Witness tamamı bir uzun Rusya gecesinde geçen, önemli bir atmosfer gerilimi. Işık ve renkleriyle, konusuyla, set dekorunda geçmesi ve kapalı alan filmi olmasıyla, ilk izlediğimde aklıma Soavi’nin Deliria (Stage Fright) filmini getirmişti. Özellikle filmin eski stüdyo binasında geçen kaçma kovalamadan ibaret ilk yarısını, gerilim bir dil olsa, bu dilin sinemada en iyi konuşulduğu bir 45 dakika olarak değerlendirebilirim. Waller’ın Hitchcock’dan çok etkilendiği ve onu aratmayan bir teknik kullandığı görülüyor. Filmin ikinci yarısında anlatı genişleyip setin dışına çıktığında aslında gerilim bir parça azalmış oluyor ama film bu kez de yine Hitchcockvari bir karmaşık komplo, bir şüphe öyküsünü anlatmaya başlıyor. Bu ikinci yarı da gerilim ve sürükleyicilik açısından sıkı olmakla birlikte içerdiği gerçeği zorlayan çok fazla detay ve ani öykü dönüşleri nedeniyle ilkine göre inandırıcılık açısından daha zayıf.

mute witness

Mute Witness sahtelik ve gerçeklik üzerine bir film. Sinema endüstrisi diyor örneğin film, “sahtedir“. Sinema endüstrisi sahtedir çünkü gerçekte var olmayanı gerçekmiş gibi anlatır ve izleyicileri bu sahteliğe inandırmaya koşullanır. (Snuff filmin çıkış noktası da bunun anti tezi olmasıdır) Sadece o da değil, her türlü dışavurum sahtedir çoğu kez, konuşma bile. Sözlerimiz çoğu zaman gerçek bizi yansıtmaz, günlük önemsiz içeriği bile yalanlarla doludur. Görünüşümüz de sahtedir. Görünüşümüzün de sözlerimizin de temel fonksiyonu çevremizle uzlaşmaktır ve bu uzlaşı içinde gerçek bizi barındırmaz. İşte bu sahte endüstrinin, sinemanın içindeki, hayatını sahtelik üreterek kazanan (makyaj sanatçısı) Billy, aynı zamanda dilsiz olduğundan ve insanlarla iletişim için sahte sözlerden muaf olduğundan, gördüğünün gerçek bir cinayet olup olmadığını anlayabilmektedir. Ama gördüğünü anlatmak istediğinde kimse ona inanmaz, çünkü gerçeği sahteden ayırt edebilmesini sağlayan dilsizliği kendisini anlatabilmesine ve çevresindekilerle uzlaşabilmesine de engeldir.

Anthony Waller’ın bu ilk filmini, ve bulabilirseniz diğer filmlerini izlemenizi tavsiye ederim. Anthony Waller iyi bir korku ve gerilim anlatıcısı olmasına rağmen, ABD’deki büyük stüdyolarla çalışmadığı için ün kazanmamış bir yönetmen. Örneğin bu ilk filmini Waller tamamen kendi kaynaklarıyla çekmiş. Bu durumda belki filmdeki sahtelik eleştirisini yönetmenin plastik sinema endüstrisi karşıtı politik bir duruşu olması olasılığına bağlayabiliriz.




kuduz babanneler

Yönetmen: Emmanuel Kervyn
Senaryo: Emmanuel Kervyn
Oyuncular: Catherine Aymerie, Caroline Braeckman, Richard Cotica
Yapım Yılı: 1988
Ülke: Belçika


Konu: İki yaşlı teyze, doğumgünlerini kutlamak için evlerinde bir parti vermeye karar verirler. Partiye ne kadar akrabaları varsa hepsini davet ederler. Partinin konuk listesinde, sülalenin karakoyunu, karanlık büyüler ile ilgilli hayırsız kuzen de vardır. Yemek masasında hediyeler teker teker açılmaya başlanır. Sıra kara büyücü kuzenin hediyesine geldiğinde partinin eğlence anlayışı birkaç basamak sıçrama yapacaktır. Kuzenin hediyesi babanneleri kana susamış yaratıklara dönüştüren bir büyüdür ve parti başlar!

Kuduz Babanneler, eğlenceli ve bol kanlı, olağanüstü bir 80ler korkusu. Filmi izlerken çok net bir Evil Dead havası alabilirsiniz. Üzerinde artık bir B-Movie markası olan Troma’nın etiketi olan film, aslında Troma ekibi tarafından çekilmiş değil. Troma düşük bütçeli bu Belçika filmini kendi çizgisine yakın görmüş olsa gerek, bularak dağıtımını üstlenmiş sadece. Düşük bütçesine rağmen plastik efektlerin çok iyi olduğunu da belirtmeliyim.

Yönetmenin bundan başka bir işi görünmüyor; bu da oldukça ilgi çekici bir detay. Oysa ki yönetmenin bu filmde bir Sam Raimi veya Peter Jackson başlangıcı yaptığını söyleyebiliriz. Kuduz Babanneler’in Evil Dead / Bad Taste’den daha kötü veya daha az eğlenceli olmadığı bir gerçek.

Filmin ilk yarım saatinde karakter yaratan yönetmen, olabilecek en itici tiplemeleri kalabalık bir ailenin fertleri olarak bir araya getiriyor. Karakter yaratımına yarım saat ayrılması tamamen ceset sayısının yüksekliği ile ilgili, yoksa aklınıza “sanat filmi mi izliyoruz, derinlemesine psikolojik irdemele mi yapıcaz?” gibi gereksiz sorular gelmesin. Filmin geri kalan bir saati ise bu tiplerin babanneler tarafından birer birer parçalanması üzerine kurulu. Kanlı, parlak, anlamsız fikirlerle dolu olan filmimiz, zırhlı kuduz babanne, kıç yeme sahnesi ve korku sinemasının tabularından biri olan “çocuklar öldürülmez” tabusunu hiçse sayan iştah açıcı sahnelerle bezeli.




human_centipede

Yönetmen:Tom Six
Senaryo:Tom Six
Oyuncular:Dieter Laser, Ashley C. Williams, Ashlynn Yennie, Akihiro Kitamura
Yapım Yılı: 2009
Ülke: Hollanda


Konu: Avrupa seyahatine çıkmış Amerikalı iki genç kızın arabaları Almanya’nın ormanlık bir bölgesinde bozulur. Vakit gece, ortalık tenhadır. Kızlar yakınlardaki bir villaya yürüyüp yardım istemeye karar verirler. Evin sahibi, kafayı yemiş gibi görünen, sinirli bir Alman doktordur. Adam kızları evine konuk eder. Ancak kızlar ertesi gün uyandıklarında kendilerini yataklara bağlanmış ve uyuşturulmuş bulurlar. Sonraki gün adam bayılttığı bir Japon genciyle eve gelir. Kızlar ne olduğunu anlamamakta ve kimsenin duymayacağını bile bile yardım için bağırmaktadırlar.

Doktor bağladığı kızlara ve Japon gence bir sunum yapar ve büyük projesini onlara detayları ile anlatır. Doktorun amacı bu üçünü cerrahi bir operasyonla ayrılmayacak biçimde birbirine dikmektir. Sonuçta ortaya çıkacak olan şekil BİR İNSAN KIRKAYAÄžIDIR.


The Human Centipede (First Sequence) – Trailer
Yükleyen dreadcentral. – Filmler ve diziler Dailymotion'da




dead_snow

Yönetmen:Tommy Wirkola
Senaryo:Tommy Wirkola, Stig Frode Henriksen
Oyuncular:Vegar Hoel, Stig Frode Henriksen, Charlotte Frogner, Lasse Valdal
Yapım Yılı: 2009
Ülke: Norveç


Konu: Bir grup tıp öğrencisi, kış tatillerini ıssız Norveç dağlarında kayak tatili yaparak geçirmeye karar verirler. Buradaki bir kulubede içlerinden birinin kız arkadaşı olan Sara ile buluşacaklardır. Dağdaki kulubeye vardıklarında kızın orada olmadığını görürler. Vegard’ın, kız arkadaşı Sara’yı aramak üzere arkadaşlarından ayrıldığı gece gizemli yaşlı bir adam kulubeyi ziyarete gelir. Adam gençlere bu dağların 2. Dünya Savaşı’ndaki karanlık hikayesini anlatır. Bu bölgeyi işgal eden bir Nazi birliği dağlarda kaybolmuştur. Adam gençlere buralarda fazla dolaşmamalarını söyler. Gençler adamı ilk etapta çok fazla ciddiye almazlar ama ertesi gece Nazi zombilerini karşılarında gördüklerinde kafalarını taşlara vuracaklardır.

Geçen yılın sıkı korku filmlerinden biri olan Norveç yapımı Dead Snow’da aksiyon, komedi, korku ve bolca kan bir arada. Korku sinemasının zaman zaman işlediği Nazi zombileri konusunda çekilmiş en genç ve en eğlenceli film.

KORKULUK TV’de Fragmanı İzle