busan-treni

Yönetmen: Sang-ho Yeon
Senaryo: Sang-ho Yeon
Oyuncular: Yoo Gong, Dong-seok Ma
Yapım Yılı: 2016
Ülke: Güney Kore


Konusu: Sok-woo, Seoul’da borsacılık yapan bir beyaz yakalı. İşi tüm vaktini aldığı için kızına yeterince vakit ayıramamaktadır. Doğum gününde kızına yanlışlıkla ikinci kez aynı hediyeyi alan Sok-woo bu duruma çok üzülür. Kızının doğum günü hediyesi olarak kendisinden ricası, babasının boşanmış olduğu annesini görmek üzere Busan’a gitmektir. Sok-woo kızını kırmaz ve ertesi gün kızıyla birlikte Busan’a gitmeyi kabul eder.

Trenle Busan’a gitmek üzere yola çıktıkları gün şehirde bir zombi salgını patlak verir ve hızla yayılır. Ancak ne babayla kızın, ne de trendekilerin bu durumdan haberleri yoktur. Salgın trendeki yolculara da bulaşmıştır. Sok-woo kızını, kendisini ve trendeki diğer yolcuların yaşamlarını kurtarabilmek için amansız bir mücadeleye girişmek zorunda kalacaktır.

busan treni zombi filmi

Train to Busan / Busan Treni, son yıllarda izlediğim en iyi zombi filmlerinden biri arkadaşlar. Şiddetle tavsiye. Özellikle kalabalık ve çok hareketli zombi saldırısı sahneleriyle dikkat çekiyor. Bu sahneleriyle biraz World War Z filmini de andırıyor.

busan-treni-zombi sahnesi

Yönetmenin Seoul Station / Seul İstasyonu adlı, aynı konulu bir de animasyon filmi var. Filmi beğenenler ona da göz atmak isteyebilirler. İyi seyirler.

train-to-busan-2-busan treni

Korkufilmi.net Notu:

10

Busan Treni Fragman:

the doll master

Yönetmen: Yong-ki Jeong
Senaryo: Yong-ki Jeong
Oyuncular: Yu-mi Kim, Eun-kyeong Lim
Yapım Yılı: 2004
Ülke: Güney Kore


Konu: Ormanın ortasındaki bir oyuncak bebek müzesine 5 yabancının gelişi ile filmimiz başlar. Birbirini tanımayan bu 5 kişi, müzenin sahipleri tarafından özel bir davet almışlardır. Heykeltraş, yazar, fotoğrafçı ve modellerden oluşan ekipten hafta sonu boyunca müzede çalışmaları istenir. Hiç kimsenin aklına gelmeyen soru ise, bir oyuncak bebek müzesinin bütün insanlıktan uzakta, ormanın ortasında ne aradığıdır. Hele ki mankenlerin ve oyuncakların kimse bakmazken kıpırdadığı, mahzeninde zincirli bir adamın olduğu, bahçesinde içlerinden yalnızca birine görünen kırmızılı küçük bir kızın dolandığı bu acaip müzenin… Çok geçmeden bu beş kişi ortak bir noktaları olduğunu fark edecektir. Hepsinin aile kökleri müzenin yakınlarındaki terk edilmiş bir kasabaya dayanmaktadır.

The Doll Master, 2004 yapımı bir film olmasına rağmen daha çok 80ler’in korku filmlerini anımsatan bir tarzı var. Belki de bu durum filmin konu olarak, yine manken ve oyuncakların ormandaki müzelerde gençlere dehşet saçtığı 1987 yapımı Dolls, ya da 1979 yapımı Tourist Trap filmlerinin bir kopyası olmasından kaynaklanıyor. Doll Master filmini, bu iki filmin “Kore malı” uyarlaması olarak düşünebilirsiniz. Tabi, bir korku filmi Kore malı olunca ne oluyor? İçine intikamcı hayalet figürü, bitmeyen bir lanetin öyküsü ve duygusallık öğeleri katılıyor. İşte Doll Master’ın, Tourist Trap veya Dolls’dan farkları özetle bunlar. Mankenleri her zaman ürkütücü bulmuşumdur. Kore yapımı Doll Master mankenlerin hali hazırdaki ürkünçlüklerine Kore soslu siyah saçlı bir hayalet kıpırtısı da kattığı için ilgiyi hakkeden bir film. Kimi zaman duygusallık öğeleri ve oyuncularının abartılı performansları filmi gülünç yapsa da, özellikle tuvalet sahnesi gibi bazı sahneleri 80’ler korku sinemasına yaraşır etkileyecilikte.




29 şubat

Yönetmen: Jong-hoon Jung
Senaryo: Il-han Yoo
Oyuncular: Eun-jin Baek, Yoon-jeong Choi, Ho Im
Yapım Yılı: 2006
Ülke: Güney Kore


Konu: Ji-yeon otoyol gişelerinde çalışan bir gişe memurudur. Gece mesaisi yaptığı sırada yanaşan siyah bir arabadan kanlı bir bilet alır. Ji-yeon arabanın şöförünü tam olarak göremez. Ertesi gün haberlerde otoyol gişelerinden birinde cinayet işlendiğini ve gişe memurunun öldürüldüğünü öğrenir. Olayı araştıran polisler Ji-yeon ile temasa geçerler. Görünüşe göre kanlı bileti veren aracın sahibi bu cinayetin bir numaralı şüphelisidir. Ji-yeon beraber çalıştıkları iş arkadaşının anlattığı şehir efsanesini dinlediğinde iyiden iyiye endişeye kapılır. Arkadaşının anlattığına göre 12 yıl önce gişelerin yakınında trajik bir kaza olmuş, mahkumları taşıyan bir araçta çıkan yangın sonucu araçtaki mahkumlar yanarak ölmüştür. Bu mahkumlardan birinin bedeni ise hiç bulunamamıştır. Efsaneye göre bu mahkumun hayaleti 4 yılda bir, her 29 Şubatta, cinayetler işlemektedir. Ji-yeon gizemli ve yüzü yanmış bir kadının kendisini takip ettiğini görür ve polislerden yardım ister. Ona göre, cinayetleri işleyen bu kadındır ve şimdi de onun peşindedir. Polisler Ji-yeon’un hikayesine inanmazlar, ancak cinayetler devam etmektedir ve Ji-yeon tehlikededir.

29 Şubat, Asya sinemasının alışık olduğumuz hayalet öykülerinden farklı bir film. 4 Horror Tales (4 Korku Öyküsü) projesinin 4 filminden biri olan 29 Şubat’ın intikamcı, sırma siyah saçlı hayalet figürünün etrafında örülü çok katmanlı bir öyküsü var. Hayalet öyküsüne ek olarak, aynı zamanda hem bir seri katil filmi, hem de bir gerilim filmi. Bir “şehir efsanesinin” etrafında geliştirilmiş gerilim öğelerinin çok iyi kullanıldığını, ve oldukça da korkutucu bir film olduğunu belirtelim. Hem sıkı bir gerilim filmi izleyeyim, hem de korkayım diyorsanız bu film tam sizlik.




Üç Sıradışı

Yönetmen:(Box / Kutu):Takashi Miike, (Dumplings / Mantı):Fruit Chan, (Cut / Kes):Chan Wook Park
Senaryo:(Box / Kutu): Haruko Fukushima, Bun Saikou (öykü), (Dumplings / Mantı): Lilian Lee, (Cut / Kes):Chan Wook Park
Oyuncular:Kyoko Hasegawa, Atsuro Watabe, Ling Bai, Pauline Lau, Byung-hun Lee, Won-hie Lim, Hye-jeong Kang
Yapım Yılı: 2004
Ülke: Japonya, Hong Kong, Güney Kore


Konu: Üç kısa filmden oluşan Üç Sıradışı, bana göre gelmiş geçmiş en iyi antoloji korku projelerinden biri. Uzakdoğu korku sinemasının başarılı temalarının üç büyük korku sineması (Japonya,Hong Kong,Güney Kore) tarafından ele alınmış, çok iyi derlenmiş bir özeti niteliğinde olan film, “uzakdoğu korku sinemasına giriş” dersi gibi de değerlendirilebilir. Bölümler ve konuları kısaca şöyle:
1. (Box / Kutu). Yalnız yaşayan bir kadın yazar, çocukluğundaki kötü hatıralar tarafından izlenmektedir. İkiz kardeşiyle birlikte akrobasi gösterileri yaptıkları sirkte çıkan yangında ikiz kardeşi yanarak can vermiştir. Bu olayda kendisinin de ne yalan söyleyeyim, payı yok değildir. Miike’dan mükemmel bir sinematografi eşliğinde, sürreal bir kabus anlatısı.
2. (Dumplings / Mantı). Orta yaşlarında eski bir aktrist güzelleşme ve genç kalma arayışlarında konvansiyonel metodları geride bırakmaya karar verir. Hong Kong’un fakir semtlerinden birinde yaşayan bir kadının, güzelleştirici bir tür mantı yaptığı duyumunu almıştır. Kadınla tanışan aktrist, mantının içinde kıyma olarak insan ceninleri kullanıldığını öğrendiğinde de vaz geçmeyecektir. Hong Kong’lu yönetmen Fruit Chan’den, güzelleşme tutkusu denen bilinçsizlik psikozunun nerelere kadar uzanabileceğine dair modern bir yamyamlık öyküsü.
3. (Cut / Kes). Başarılı ve ünlü bir sinema yönetmeni setten evine döner ve ünlü bir piyanist olan karısını tellerle piyanosunun başında bez bebek gibi bağlanmış bulur. Başına aldığı bir darbeyle kendinden geçen ve kıskıvrak bağlanan yönetmen, gözlerini açtığında karşısında hiç tanımadığı psikopat bir adam görür. Adam ise tanışık olduklarını idda etmektedir ve intikam peşindedir. Dahası, elindeki balta ile zavallı karısının parmaklarını da kıtır kıtır kesmektedir. Oldboy ve sempati serilerinin yönetmeni, intikam prensi Chan Wook Park’dan, teknik açıdan mükemmel, Saw benzeri, akıl dolu, kanlı bir intikam filmi.




Çello

Yönetmen:Woo-cheol Lee
Senaryo:Woo-cheol Lee
Oyuncular:Hyeon-a Seong
Yapım Yılı: 2005
Ülke: Güney Kore


Korku Filmleri Yorumu: İlk kez oldukça düşük bütçeli bir güney kore korku filmi, hatta daha genel bir ifadeyle düşük bütçeli bir güney kore filmi gördüm. Film, öyküsündeki izleyiciyi rahatsız edici nitelikte noktalara rağmen, kendi ipini kendisi çekmiş ve normal şartlarda bir korku filmi için büyük problem oluşturmayacak düşük bütçeyi gerçekten önemli bir dezavantaja çevirmiş. Bir kere her beş dakikada bir grudge misali korku daireleri yaratmış ki çok gereksiz. O sahnelerde bir dolu efekt de kullanılması icap eden hayalet vb imgeleri olduğu için zaman zaman kötü ve kalitesiz görüntüler ortaya çıkmış. Buna karşılık bazı sahnelerinde de şaşırtıcı biçimde etkili olmuş ve bunu da düşük bütçenin zorunlu kıldığı, alışılmışın dışında, korku seyircisinin panzehirine sahip olmadığı metodlar (örneğin efektle değil, basit ve mekanik) kullanarak başarmış. Bazılarının nasıl yapıldığı ise tam bir muamma. Yalnız bununla kalsa iyi. Başroldeki oyuncu, uzakdoğu filmlerinde görmeye alışık olmadığım biçimde bu filmde birçok sahnede çuvallamış. Ancak bunun sorumlusu da o değil, çünkü film çok hızlı gelişiyor ve oyuncudan, ancak çok iyi oyunculardan beklenebilecek bir performans sergilemesi bekleniyor. Bir kere beş dakikada bir deli gibi korkacaksınız, ondan önce şaşıracaksınız, endişe olacak, merak olacak, kızınızın ölümüne ağlayacaksınız, eşiniz ölünce bağıracaksınız. Oh ohh. Zor dostum zor. Dolayısıyla ortaya ruhsuz ve mekanik bir oyunculuk çıkmış. Ancak bu filmi çeken yönetmenin potansiyeli olduğunu söyleyebilirim. Korku sineması açısından bakıldığında anlatımı ve tercihleri çok doğru. Daha makul bir öyküde (bu grudge misali dairesel korku ritüelleri de hakkatten can sıkıcı) korku türünde çok başarılı olabilecek bir yönetmen. Hatta öyle ki, film çok iyi olmamasına rağmen adını da yazıcam deftere. Wo-Cheol Lee. Görücez bakalım.