Craven Şiddeti Sorguluyor: The Last House on The Left

Seyirci psikoljisini sömürmek, Hollywood sinemasının zaman zaman kullandığı  etkili bir yöntemdir.  Bunun da en belirgin özelliği, iyi tasarlanmış kişisel bir intikam öyküsüdür.  Bazen intikam önceden planlanmayabilir de.  Her iki durumda da sonuç aynı olguda birleşir:  Cezayı bir şekilde ödetmek.  Bunu yaparken bazı yönetmenler şiddeti aşırı kullanarak haklıyken haksız duruma düşer, derdini anlatmakta sıkıntı çeker.  Çünkü izledikleri yol istismar sinemasına girer.

80’li yıllarda korku ve gerilim sinemasının önde gelen yönetmenlerinden Wes Craven’in ünlü Elm Sokağında Kabus dizisinin başarısından yıllar öncesine ait olan ve birçok sinema yazarları tarafından şiddetle eleştirilen, bugün dahi piyasalarda bulunması pek mümkün olmayan filmi Soldaki Son Ev – The Last House On The Left – şiddet istismarını beyazperdeye yansıtan ender yapımlardan biri olarak gösterilmektedir.  Film, bu özelliğinden dolayı birçok ülkede yasaklanmıştır.  Soldaki Son Ev, şiddeti sorgularken diğer tarafta kimin vicdanlı ya da acımasız olduğunun da altını çizer.

Film, orta sınıf bir Amerikan ailesi olan Collingwood’ların yaşadığı dehşet dolu anları anlatır.  Ailenin tek kızı olan Mari (Sandra Cassell) kız arkadaşı Phyliss’le birlikte ailelerinden izin alarak bir rock grubunun konserine giderler.  Konser öncesi Mari’nin doğumgünü hediyesi olan kolyeyi babası verir.  Yolda arabalarıyla giderlerken radyoda iki azılı katilin hapishaneden kaçtığı haberini duyarlar.  Kızlar konser öncesi kafa bulmak için uyuşturucu almak isterler.  Fakat tesadüfen hapisten kaçan grubun ufak üyelerinden Junior (Marc Scheffer), kızlara bunu temin edebileceğini söyler ve onları tuzağa düşürür. Grubun acımasız lideri Krug (David Hess), metresi Sadie (Jarime Rain), arkadaşı Sansar’la birlikte kızları arabalarına alırlar.  Ormanlık arazide giderken arabaları bozulur.  Bir yolunu bulan kızlar kaçar; fakat kısa bir mücadeleden sonra yakalanırlar.  Tecavüze ve grubun türlü işkencelerine maruz kalan kızlar acımasızca katledilirler.  Daha sonra ormanda bulunan en yakın eve Collingwood’larınkine giderler.  Evde telefonlar kesiktir.  Aile,  gruba geceyi evde geçirmeleri konusunda öneride bulunur.  Odalardan birinde öldürdükleri kızın resmini gören Junior telaşa kapılır.  Bayan Collingwood (Cynhtia Carr), Mari’nin kolyesini Junior’ın üstünde görür. Durumdan şüphelenen Collingwood’lar kızlarını aramak için dışarıya çıkarlar ve bir süre sonra Mari’nin cansız bedenini bulurlar.  Karı – koca intikam planları yapar ve grubun üyelerini vahşice teker teker öldürürler.

Wes Craven, filme gerçeklik havası vermek  adına birçok yöntemler ve teknikler getirmiştir.  Gerçekte böyle bir olay yaşanmadığı halde film, açılış sekansında ‘izleyeceğiniz olaylar gerçek bir hikayeden alınmaktadır’ ibaresiyle başlıyor.  O dönemde bu tür ibarelere rastlanmadığından etkisi çok büyük olmuştur.  Filmin tanıtım ilanlarında ve afişlerinde kullanılan sloganı ise oldukça çarpıcıydı:  “Bir film bu kadar ileri gidebilir mi?”  17 yaşındaki Mari ölüyor; ama henüz başına kötü bir şey gelmedi! Bayılmamak için tekrarlayın:  Bu yalnızca bir film, bu yalnızca bir film,  bu yalnızca bir film, bu yalnızca bir film…  Mari’nin kızarkadaşı Phyliss’in bağırsaklarının parçalandığı sekansta kasten düşük çözünürlükte film kullanılması gibi tuzak yöntemlerle film sanki sinema için çekilmiş değil de gerçek bir olaydan alınmış gösterilmek istemiş,  gizli bir amatör kamerayla bir grup tarafından çekilmiş snuff-belgeselini andırıyor.

Film içerdiği aşırı şiddet sahnelerinden dolayı farklı isimlerle piyasaya sürüldü.  Bazı Avrupalı sinemacılar bunu fırsat bilip sanki filmin devamıymış gibi taklit yapımlara yöneldiler. Yine de bunlar başta İngiltere de olmak üzere birçok ülkede yasaklanmaktan kurtulamamıştır.  Soldaki Son Ev, ABD’de kesintili olarak video piyasasında yerini aldı.  Normal süresi 91 dakika olan filmin orijinal versiyonun tam olarak bilinmemesinin, işkence sahnelerinin çıkarılmış olabilme ihtimalinden kaynaklandığı söylenir.  Almanya menşeli bir belgede, Soldaki Son Ev’in bağırsak deşme sahnesi, filmin orijinal versiyonlarından daha uzun bir şekilde yer almakta!  Bağırsak sahnelerinin fazladan kareleri, filmin kurgu aşamasından çıkarılmış ve sansürlenmiş kısımlardından oluşur.

Soldaki Son Ev’de Craven, şiddeti açıkça istismar ederken aslında sorgulamamızı istediği önemli bir noktayı gözden kaçırmamamızı ister.  Filmin kötü karakterlerine başlangıçta iyi davranan Collingwood’ların aslında onlar kadar şiddet yanlısı profiller olduğunu, diğer yandan azılı grubunda av konumuna düştüklerinde gerçekte  ne kadar çaresiz olduklarını farkına varmamızı istiyor.  İntikam duygusunun zamanla cezalandırdığımız suçluyla /suçlularla aynı güruhta konumlandırabileceğimizin altını çiziyor.

Geçtiğimiz yıllarda Filmin remake’si çekildiysede 1972 yılındaki ilk çevrimi kadar başarılı bulunmadı.  Bunda en büyük etken, Wes Craven’in Soldaki Son Ev’in ilk film olması özelliğinde yatıyor.  Craven bu filmden önce pekçok gerilim tarzda yardımcı yönetmenlik yapmıştır.  Kendini kanıtlayabileceği film olarak Soldaki Son Ev’den daha iyi bir başlangıç olamazdı. İkincisi oyuncuların tümü amatör kişilerden oluşuyordu.  Gerçeklik duygusunu yaratmak için bilinçli bir yöntemdi ve asıl üçüncü önemli sebep, filmin belgesel dökümanter havasında çekilmiş olmasıdır.

Aradan geçen 40 yıla rağmen The Last House On The Left’in tüm yasaklamalara rağmen hala etkisi sürmektedir, Craven’se bunun keyfini.

Arif Şahin

Gokhan Toka
Gokhan Toka on FacebookGokhan Toka on InstagramGokhan Toka on LinkedinGokhan Toka on TwitterGokhan Toka on Youtube