Drag Me To Hell – Sam Raimi 2009

Drag Me To Hell

Yönetmen:Sam Raimi
Senaryo:Sam Raimi, Ivan Raimi
Oyuncular:Alison Lohman, Justin Long, Lorna Raver, Dileep Rao, Adriana Barraza
Yapım Yılı: 2009
Ülke: ABD


Korku Filmleri Yorumu: Sene 1969 Califonia. Göçmen oldukları belli olan bir çift araçları ile büyük bir evin önünde durur. Araçtan çıkan ve kucağında oğlu olan panik halindeki bir kadın telaşla evin kapısını çalmakta ve yardım istemektedir. Kapıyı açan kadına oğlundaki tuhaf durumdan bahseder ve eve girerler. Burada müthiş bir açılış sekansı ile filme giriş yapan Raimi, son dönem korku sinemasında eski sinemacılık gücünü ve kalitesini günümüzde de sürdürebilmenin ayrıcalığını hissettirir ilk dakikalardan itibaren. Drag me to hell, ilk dakikalarından son saniyesine kadar aynı heyecanı bozmadan filmin tüm süresine yayabilen kaliteli bir film. Gerçek bir korku filmi olmayı kan kullanmadan başarabilen, geren ve fragmanından gördüğümüz kadarı ile yükselen beklentilerimizi karşılayabilen ve bunu Sam Raimi ayrıcalığı ile sergilerken son dönem korku sinemasında, türdeşleri yanından alnının akı ile çıkan başarılı bir yapım. Filmdeki tüm oyuncuların figüranlar da dahil özenle iş çıkardığını gönül rahatlığı ile söyleyebilirim ki karanlık spritüal güçler ile ilgili bir konusu olduğu halde kurguya sardığı gerçeklik hissi güçlü oyunculuk yetenekleri ile bütünleşip filmi gerçek bir korku filmi yapmış.

Sene: günümüz. Genç bir bankacı kadın Christine görünüşte monoton bir hayat sürmekte, erkek arkadaşının kalbini tam anlamı ile kazanmak için ( erkek arkadaşının annesi ile yaptığı telefon görüşmesinden anladığımız kadarı ile ) kariyerine özen göstermektedir. Bu genç kadının yüzündeki keyifsiz ifadeden anladığımız kadarı ile hayatının en önemli amacı erkek arkadaşı ve işindeki başarı grafiğinin doğru orantılı olmasını sağlamaktır. Bir gün bankaya gelen yaşlı bir kadın Bayan Ganush hakkında bir karar vermesi gerekir. Bu karar ona patronu tarafından paslanan, Christinee işinde inisiyatif kullanma hakkı gibi görünen riskli bir karardır ( neye göre, kime göre ?). Yaşlı kadın hayattaki tek dayanağı olan evinden atılma tehlikesi ile yaşamakta ve bankadan kredi istemektedir. Ve genç bankacı bir karar verir. Kaderin sorgulanması, filmde zaman zaman karşımıza çıkan felsefi açılımlarla gerek karakterlerin, gerek izleyicinin yorumlanması ile anlam kazandırılan bir unsur. Genç kadının verdiği karar, dünyevi hırslarına bir adım daha yaklaşmasını sağlarken, kaderine dahil olan yaşlı kadın için bir onur savaşına dönüşüyor başlangıçta. Öyle ki, hem evini kaybeden, hem de Christine tarafından bankadaki çalışanlar yanında rencide edici bir duruma düşürülen kadının intikamı oldukça ağır bedeller ödetiyor. Bu intikam spritüal karanlık güçlerin yaklaşması uslubu ile adım adım örülürken, içine düştüğü tehlikenin boyutlarını tam olarak idrak edemeyen kurban durumundaki Christine karakteri de endişe ve panik psikolojisini mimikler ve yüz ifadelerine ağırlık vererek başarılı şekilde kurguya adaptasyonu sağlamış ve materyal dünya ile lanet unsuru arasındaki dengeyi bu şekilde daha iyi kurmuş diye düşünüyorum. Zaten bu aktriste film itibarı ile en çok dikkatimi çeken bu oldu. Filmin yükünü yaşlı kadın karakterinin sırtına yüklemeden denge ile paylaşmış ve üzerine düşen rolü çok iyi oynamış. Kaynağının ne olduğuna emin olduğunuz tekinsiz olaylar zinciri , üzerlerindeki gizem perdesinin açık olmasına rağmen kusursuza yakın ürkütücülük atmosferi filmin heyecanını ve temposunu düşürmemiş. Genç kadının vicdan azabı çizgisi ile yaşadıklarına dair endişesi o kadar iç içe ki, sınırı ve yoğunlaşmayı anlamak mümkün değil. Kaldı ki yaşlı ürkütücü kadın için de acımak ile korkmak arasındaki sınır da o denli iç içe. Yalnız net olan bir şey var ki, izleyicinin asıl endişesi Christine üzerinde yoğunlaşmış durumda. Her an zirveye çıkacak izlenimi veren tekinsiz olaylar, gerçekmiş gibi görünen rüya sekansları, olayla mantıklı açıklama getirmeye ve bu şekilde anlamaya çalışan destek olan erkek arkadaş modeli ( bu erkek arkadaşın kızın kendisini kabul ettirmesi gereken, kariyer sahibi bir gelin isteyen bir ailesi vardır ) Sam Raiminin usta kamerası ve kurgusu ile birleşince sinirleri tavan yapan ve kontrolden çıkmaya başlayan Christine karakterinin gündüz ve gece kabusları hız kesmeden sürerken adeta nefes almadan izliyoruz olan biteni. Çaresizlik içinde boğulan genç kadın, gerilimli olaylar henüz tam olarak başlamamışken gittiği falcıdan bir kez daha yardım isteyecektir. Buradaki falcı film için çok önemli bir köprü görevinde: olayların sebep ve sonuçlarına dair bilgi aktarımı yapabilen bir anlamlandırma görevi bu.

Spritüal saldırıların sahnelenmesinin, özellikle son dönem korku sineması örneklerindeki görsel işleyişe göre gerek mekanik gerekse gerçekçilik izlenimi olarak bir hayli başarılı olduğuna inanıyorum. Neden bilmem, korku filmlerinde zaman zaman eğrilen, dönen ve sonra tekrar normale dönen kamera açılarına bayılırım. Raiminin kimi sahnelerde kullandığı bu teknik şimdi normal olmayan bir duruma hazır olunsinyali vermiş.

Drag me to hell, her karesi, her sahnesi ile özgün bir film. Spoiler vermemek için inanın kendimi zor tutuyorum. Öyle sahneleri var ki, gördüğünüz hiçbir filmde benzerine rastlamadığınız niteliklere sahip. Christine karakterini canlandıran aktistin yeni dönem korku sinemasında özlem duyduğum rolle bütünleşme ve kurguya adaptasyongörevini çok ama çok iyi bir performansla gerçekleştirmesi filme ve yönetmene olduğu kadar oyuncuya da olan hayranlığımı yükseltti açıkçası. İşte hep anlatmak isteyip ifade edemediğim güzel kadın ve korku filmikonsepti tam olarak nasıl olmalı, bunu oyunculuğu ile ifade ediyor kendisi.Film gücünü onun güzelliğinden değil, bunun kat kat üzerinde olan oyunculuğundan alıyor. Lanet ve büyü temalı film, başrol karakteri kadar izleyiciye de cehennemi dehşeti yaşatan çok başarılı bir yapım. Sam Raimiye ne kadar teşekkür etsek az. Uzun zamandır böyle bir film izlemedim diyeceğiniz filmi kesinlikle tavsiye ediyorum.İddea ediyorum ilk saniyeden son saniyeye dek koltuğunuzdan kalkamayacaksınız. Yanınızda susadığınızda içmek için bir bardak su bulundurun, yoksa mutfağa gitmek için filmin bitmesini bekleyeceksiniz. İşte o derece iyi. Mutlaka izleyin, mutlaka€¦

Melisa Aydın




Gokhan Toka
Gokhan Toka on FacebookGokhan Toka on InstagramGokhan Toka on LinkedinGokhan Toka on TwitterGokhan Toka on Youtube

7 thoughts on “Drag Me To Hell – Sam Raimi 2009

  1. Film güzel çekilmiÅŸ, fakat bi süre sonra komediye dönüyor. Ä°nandırıcılığını yitiyriyor. Hele kiilerleyen dakikalarda kötü ruhun havada samba(ya da onun gibi biÅŸey) yapması kahkaha bile attırabilir size…

Comments are closed.