I Know Who Killed Me (Katilimi Tanıyorum) – Chris Sivertson 2007

Katilimi Tanıyorum

Yönetmen: Chris Sivertson
Senaryo: Jeff Hammond
Oyuncular: Lindsay Lohan, Julia Ormond, Marc Senter, Neil McDonough
Yapım Yılı: 2007
Ülke: ABD


Konu: Kendi halinde mini mini bir genç kızcağız olan Aubrey Fleming, çeşitli alanlarda sahip olduğu kalbur üstü yetenekleriyle (müzik, yazmak) ve hayal gücü ile yaşadığı küçük kasabada dikkat çeken bir figürdür. Aubrey’in arkadaşlarından birinin bir sapık tarafından kaçırılması ve bir el ve bacağının kesilerek öldürülmesi üzerine bu küçük kasaba güvenli bir yer olmaktan çıkmıştır. Bir gece Aubrey kaybolur ve herkes onun da katilin eline geçtiğini düşünür. Aradan bir süre geçtikten sonra Aubrey bir yol kenarında, eli ve bacağı koparılmış olarak bulunur ve hayattadır. Hastanede kendine gelen Aubrey ise kendisinin Aubrey olmadığını, adının Dakota olduğunu ve bir kulupte striptizci olduğunu, asıl Aubrey’in ise halen katilin elinde olduğunu söyleyecektir.


Korku Filmleri Yorumu: Bu film benim için tam bir hayal kırıklığı oldu. Ters anlamda. Kötü ve sıkıcı bir film görmeyi beklerken çok iyi bir filmle karşılaşmak büyük bir sürprizdi.

Filmde başrolde oynayan Lindsay Lohan kimdir nedir necidir hiç tanımam. Zırt pırt gazetelerde Lohan şunu yaptı, bunu dedi diye yazılar çiziler görüp durur “he” der geçeriz. Oyuncu olduğunu bile bilmiyordum. Bu kızcağızla ilgili neden bu kadar geyik yapılıyor, bu filmini de gördükten sonra anlayabilmiş değilim. Hayır seksi de değil, sevimli top gibi bi kız. Nedir yani? Ama iyi oyuncuymuş, bunu diyebilirim. Böyle bi filmde de oynamayı seçtiğine göre, okuduğunu anlayan akıllı bi kız olduğunu söyleyebilirim ki bu da sansasyonel olabilmekteki becerisini açıklar.

Filmle ilgili yapabileceğim tek eleştiri, filmin biraz fazla direkt biçimde izleyici üzerinde oynamayı tercih etmesidir. Lohanlı bazı sansasyonel sayılabilecek sahnelerin filmin genel bütününden biraz ayrıksı duruyor olmaları gibi. Ya da kimileri böylesine kaliteli bir psikolojik gerilimde bu kadar yoğun kan & revan görüntüsü kullanmanın populist ve gereksiz bir hareket olduğunu düşünebilirler ve bunda bir bakıma haklı da olabilirler. Öyle ya; bu filmde sinemalarda oynamakta olan “KESİLMİŞ” Otel 2’ye oranla aslında daha fazla kan revan görüntüsü var. Tek işi bu filmleri seyredip YASAKLAMAK ya da KESMEK olan, vergilerimizle çalışan o üstün insanlar demek ki işlerini savsaklıyorlar. Çok ayıp!!! Kulaktan dolma bilgilerle (otel sapık bi filmdir, hemen keselim) çalışmayı bırakıp izlesinler ve öyle kessinler. Her neyse, konu dağılmasın. Böylesi bir psikolojik gerilimde bu kadar çok kanlı görüntü kullanılmasını insanlar yadırgayabilir ama ben yadırgamadım; ne yani, insan nedensiz kendi kendine kopan bir parmağı yerine dikmeye çalışırken başka nereye bakabilir ki, tv de çizgi film seyredecek hali yok ya?

Karşımızda nıspeten düşük bütçeli görünen, (loHAN’A kaç para veriliyor, ben anlamam bu işlerden), gerilimli, iyi çekilmiş, fark etmesi çok zevkli ufak detaylarla dolu çok iyi ve çok tuhaf bir film var. Filmin bu becerisini direkt senaristine de mal edebiliriz ama yönetmenin çok özgün ve çok modern bir anlatıya sahip olması asıl becerinin yönetmene ait olduğunu düşündürüyor. Filmde, birer senaryo hatası olarak görülebilecek bazı ufak gedikler var, ama açıkçası yönetmenin anlatım tarzı bu gedikleri de birer yabancılaştırıcı ve tedirginlik uyandırıcı ayrıntıya dönüştürmeyi başarıyor. Örneğin, film bittiğinde bile o senaryo açıkları, filmin son bölümlerinde olup biten herşeye rağmen, tüm filmin asıl kahramanın hayal alemindeki olaylar olduğunu ve aslında hiçbirşey yaşanmadığını izleyiciye düşündürebilir. Ancak film çok modern bir tarzda, herhangibir sonucu izleyiciye dikte ettirmeye çalışmıyor ve onu kendi düşünceleri ve çıkarımları ile başbaşa bırakıyor. Senaryo kusurları, varılan son tez ışığında izleyiciyi bunun eksik ya da sakat bir film olduğunu düşünmeye sevk etse de, yönetmen gizemler ve onların konvansiyonel çözümleri üzerinde durmaktansa anlatısının tuhaf detayları üzerinde asıl estetize amacının tadını çıkarmak istercesine büyük bir zevkle durduğundan film çok tuhaf bir filme dönüşüyor. Bu da bir korku-gerilim filmi için çok olumlu bir yön. Özellikle arka fonların ve arka fonda bulunan objelerin, yönetmenin kullanmakta olduğu çerçeveleme biçimi üzerinde yarattığı gerilim baskısı çok etkileyiciydi. Tüm detay çerçevelendirmeleri çok etkileyiciydi. Olayın araştırıldığı FBI odasının gerçekçi olmayan dekorasyonu (duvarda bulunan görsellerin gereksiz biçimde cinayet ile ilgili detaylara baskı yapıyor olması) bana burada örnek olarak Japon tarzı bir stilizasyonun alınmış olabileceğini düşündürdü.

show

Umarım bu film uzun bir süre vizyonda kalabilir ve böylece korku-gerilim severler filmi görme şansını sonuna kadar değerlendirirler. Filmin IMDB’de 3.7 puanı olması ve altına yapılmış izleyici yorumları, amerikalıların hoşaftan anlamadıklarını kanıtlıyor. Ayrıca sinemadan zırnık anlamayan, hasbelkader bilmemne gazetesindeki, bilmemne sitesindeki Osmanın eniştesinin, kankisinin, hoşbeşi olduğu için eş durumundan eleştirmen olabilmiş garibanların olumsuz bildirilerine de aldanmayın. Bunlar zevk sahibi olmadıklarından markalı kot alır gibi film tüketen, filmi izlemesi ile izlememesi arasında bir fark olmadığını bilen, bu yüzden filmi izlemeden künyesine ve konusuna bakıp yazan tiplerdir.

Gökhan Toka









Gokhan Toka
Gokhan Toka on FacebookGokhan Toka on InstagramGokhan Toka on LinkedinGokhan Toka on TwitterGokhan Toka on Youtube

One thought on “I Know Who Killed Me (Katilimi Tanıyorum) – Chris Sivertson 2007

  1. Bence Linsay’in en güzel filmi.Tabiki diÄŸer filmleri de güzel ama bu filmin konusu baÅŸlı başına bir ÅŸaheser.Amerika’da filmdeki kısa seviÅŸme sahnesini beÄŸenmemiÅŸler ve gereksiz bulmuÅŸlar, bence de olmasa da olurdu ama o kadar da kötü bi sahne deÄŸil(biraz alakasız).

Comments are closed.