Necronomicon – 1993

Necronomicon

Yönetmen:Brian Yuzna, Christophe Gans, Shusuke Kaneko
Senaryo:Brent V. Friedman, Christophe Gans, Kazunori Itô, Brian Yuzna, H.P. Lovecraft (öyküler)
Oyuncular:Jeffrey Combs, Bruce Payne, Bess Meyer, David Warner, Signy Coleman, Obba Babatundé, Don Calfa, Judith Drake
Yapım Yılı: 1993
Ülke: ABD, Fransa


Konu: Yine 93 yılından, doğrudan TV’ye yapılmış Body Bags’e oranla elbette daha az bilinen, bir antoloji projesi daha. Yine üç kısa film ve bir bağlantı bölümünden oluşuyor. Burada ise Body Bags’in tam aksine, biri pek iyi olmayan bir ikinci film, ve seyir değerleri yüksek ilk ve üçüncü filmler söz konusu. Filmlerin konuları H.P.Lovecraft’ın üç öyküsünden yola çıkılarak senaryolaştırılmış. Bağlantı bölümünde ise, ölülerin kitabı Necronomicon’u gizli bir kütüphanede arayan H.P.Lovecraft’ın kütüphane içindeki maceralarını izliyoruz. Lovecraft’ı oynayan Yuzna gediklisi Jeffrey Combs, kitaptan her yeni bölüm okuduğunda, ekrana başka bir film geliyor:

1. Bağlantı Bölümü. Yönetmen Yuzna. Combs, Lovecraft rolünde alışıldık mimikleriyle takılıyor.
2. Bölüm 1. Fransızların, en son Silent Hill ile Holywood’a teslim ettikleri önemli fantastik yönetmenleri Christophe Gans’ın ilk işlerinden biri. Edward De Lapoer büyükbabasından miras kalan, okyanusun kenarındaki bir kayalıkta dikili harabe malikaneye gelir. Gerek büyükbaba, gerekse de Edward, aynı dertten müzdarip olmuşlardır: Sevdikleri kadınlar dalgalar tarafından yutulmuştur. Büyükbaba Lapoer vaktiyle kendine emanet edilen Ölüler Kitabından seçtiği pasajlar ile sevdiceğini hayata döndürmüştür döndürmesine ama sonucu hayırlı olmamıştır. Nitekim bu nedenle de intihar etmiştir. Büyükbabanın başına gelenlerden ders almamış görünen Edward aynı deneyi tekrar etmeye karar verir. Oldukça iyi bir atmosfere sahip, makyajları başarılı, iyi de çekilmiş, seyri keyifli bir bölüm. Lovecraft ruhuna da çok uygun. Hatırlamaya değer sahnelerle dolu.
3. Bölüm 2. Aile içi şiddetten kaçan Emily, bir pansiyona taşınır. Ev sahibesi ve üst kattaki doktor çok garip insanlardır. Doktor üst katta bazı karanlık deneyler yapmaktadır. Emily bir süre sonra doktorun göründüğünden çok daha yaşlı olduğunu öğrenecektir; çünkü doktor sınırsız yaşamın sırrını çözmüş ve o sırrı yaşamaktadır. Ancak bu sırrın biraz kanlı bir bedeli de vardır. Sanırım Japon yapımcıların varlığından dolayı Japon yönetmen Shusuke Kaneko’ya teslim edilmiş bu bölüm, Lovecraft ruhuna uygun olmakla birlikte çok sıkıcı. Oyunculardan ve yönetmenden aynı anda yavan performanslar.
4. Bölüm 3. Bölüm 2’de birkaç kez uyuduğum için bir parça gecikmeli izleyebildiğim Biran Yuzna’nın yönettiği üçüncü bölümün Lovecraft’la pek de fazla bir ilgisi yok. Ama psikopatlık katsayısı ile akıllara kazınacak bir bölüm. Sarah ve Paul, iki polis memuru arabalarında, son sürat bir suçlunun arabasının peşinde takipteler. Polislerin ortaktan daha fazlası olduğunu aralarındaki konuşmalardan anlarız. Sarah çocuğunu aldırmak istiyor ama Paul ona şiddetle karşı çıkıyor. Sarah’nın kullandığı araba kaza yapınca ikilinin tartışmaları bölünür. Paul birisi tarafından arabadan çıkarılıp yakınlardaki harabe binaya sürüklenir. Yaralı Sarah da onların peşinden gider. Ama korkunç yaratıklar, parçalanmış cesetler ve hasta zihin uygulamaları buradaki karanlık bodrumlarda kendisini beklemektedir. Dili testere biçiminde olan yaratıkların yalamak suretiyle isanların kollarını bacaklarını bağırta bağırta kopartmaları kayda değer enstantenelerden. Yuzna, iyi film de yapsa, kötü film de yapsa, ne yaparsa yapsın her zaman eğlenceli yapıyor, bu bir gerçek.




Gokhan Toka
Gokhan Toka on FacebookGokhan Toka on InstagramGokhan Toka on LinkedinGokhan Toka on TwitterGokhan Toka on Youtube