Semum – Hasan Karacadağ 2007

Semum

Yönetmen:Hasan Karacadağ
Senaryo:Hasan Karacadağ
Oyuncular:Sefa Zengin, Ayça İnci, Burak Hakkı, Nazlı Ceren Argon, Cem Kurtoğlu, Bahtiyar Engin, Levent Sülün, Yıldırım Öcek
Yapım Yılı: 2007
Ülke: Türkiye


Konu: 27 yaşındaki Canan ve kocası Volkan yeni aldıkları büyük bir eve taşınırlar. Her şey çok iyi giderken bir gün sebebini bilmediğimiz bir şekilde Canana garip şeyler olmaya başlar. Canan yavaş yavaş başka bir varlığa, kendisine hükmetmeye başlayan bir yaratığa dönüşmeye başlar. SEMUM denen bu korkunç yaratıkların hakimiyetine giren Canan neden hedef olarak seçilmiştir?

Semum nedir?
İslam inancına göre insanlar kuru bir çamurdan yaratıldı ve insanoğlu yaratılmadan önce dünya üzerinde yaşayan bir takım yaratıklar vardı. Bu yaratıklar kızgın ateşin dumansız alevinden yaratılmış ve daha sonra korkunç bir zehirle birleştirilerek SEMUM halini almışlardır. İnsanlar dünya üzerine geldikten sonra başta şeytan olmak üzere bazı SEMUMlar insanları kıskanıp onlara türlü kötülükler yapmaya başlamış. Kısacası SEMUM, insanın tüm gözeneklerine kadar girip onları zehirleyen çok tehlikeli bir yaratıktır. Her an herkese saldırabilecek, çok hızlı hareket eden, zehirleyici SEMUMlar bazı durumlarda asla geri dönmez, içine girdiği insana cehennem gibi bir hayat yaşatır.


Korku Filmleri Yorumu: Bilindiği üzere Hasan Karacadağ j-horror ekolünden beslenen bir yönetmen. İlk filmi Dabbe, Kiyoshi Kurosawa’nın Pulse (Kairo) filminin bir yeniden yapımıydı. Bu ikinci filmde ise yüzünü batıya çevirmiş ve batılı korku sinemasının dinsel motifli exorcism örneklerini kendine konu edinmiş. Ancak bunu yaparken arka plandaki j-horror beslemesinden de feragat etmemiş. Ortaya şaşılacak biçimde kendine güveni olan özgün sayılabilecek bir sentez çıkmış. Sentez, batı ekolünün exorcism konusunu j-horror sinemasının görsel ekspozisyon merkezli jigoku (cehennem) örnekleri ile bir araya getiriyor. Bu gerçekten de şaşırtıcı bir karışım.

Etkileyici diyebilmek ise çok zor. Amaç korkmak ise besbelli ki yanlış yerdesiniz. Yine Dabbe’de olduğu gibi son derece kötü yazılmış, komik diyaloglar ve kötü – başıboş oyunculuklar filmi berbat ediyor. Kimi zaman son derece iyi kareleme tercihlerine karşılık kimi zaman da sahnedeki gerilimin hakkını veremeyen çekimler ortaya çıkıyor. Bazı sahnelerinde yönetmen Karacadağ’ın gerçekten de japon korku sinemasını yalayıp yuttuğu sonucuna ulaşabiliyoruz. Kesin olarak bildiğimiz, yönetmenin son derece iyi bir ilk hareket noktasına, ve doğru başlangıç enerjisine sahip olduğu. Bu sonucu, filmin içindeki sayısız detaydan çıkarabilmek olanaklı. Buna karşılık ortaya çıkan bitmiş sonuca bakıldığında, üretimin ilk enerjinin onda birini bile yansıtamadığı çok açık.

Filmin ortaya koyduğu senteze hadi diyelim ki özgündür dedik: bunun faydası nerede saklıdır? Exorcism motifi aslında içsel – bireysel – aile korkusu – aile içi korkuyu dört duvar arasında ele alan bir alt anlatım biçimidir. Buna karşılık japon Noh ve özellikle Kabuki geleneklerine dayanan Jigoku örnekleri tamamen teşhire dayalıdır. Filmin bu iki zıt biçim arasındaki dengeyi, ağırlık payesini J tarafına kaydırarak ve “dengesizlikle” geçirdiğini görüyoruz. Öyle ki exorcism içsel bir gerilim enerjisi üzerinde beslendiği halde, her detayına kadar gösterilen semum yaratığı ile bu dengesizlik zaten filmin kurulum safasından itibaren açık ediliyor.

Filmin en çok keyif aldığım bölümleri filmin tamamen Jigokuya kaydığı, dolayısıyla dengesizliğin ortadan kalktığı son bölümleriydi. Bu ortalama izleyiciye garip gelebilir, çünkü cehennemin aktarıldığı, tamamen görsel efekt ve bilgisayar görselleri üzerine kurulu bu sahneler teknik kapasite anlamında yetersizdiler. Ama Türk sinemasında da birilerinin bu anlamda bir vizyonunun olduğunu, ne bileyim birilerinin oturup çeşit çeşit cehennem zebanisi formu tasarladığını düşünmek eğlenceliydi. Ayrıca film yamalı exorcism anlatısını bi kenara bırakıp, daha direkt, daha net, demek istediğini nihayet der, tam Jigoku geleneğine uygun o son, aşırı basit ahlakçı ve tinsel mesajına gelir kıvamdaydı bu anlarda. Bu sebepten de olabilir.

Karacadağ’da J-Horror biçiminde kaldığı sürece belli anlamda bir potansiyel var. Bu anlamda Türk korku sinemasını batı yerine, Türk korku kültürüne daha uygun doğru mecralara – doğuya yönlendirdiği için de hatta önemli vizyona sahip olduğunu düşünüyorum. Ancak bu filmde bahsettiğim üzere sıkıntılı bir zıtlık var ve film odaklayamadığı vizörü ölçüsünde geriliminden ve korkusundan kayıplar veriyor. Korku filmi izlemek ve karşılığında korkmak isteyenler için iyi tercih değil. Kötü film izlemek ve bundan keyif almak kapasitesine haiz bireyler için ise kaçırılmaması gereken bir seyirlik.

Ancak şunu da belirtmeden geçemeyeceğim: Gerçek Türk Korku Filmi budur! Arada kalmışlığı ile, tıpkı Türkiye gibi, bizim kültürümüz gibi, batı ve doğu gelenekleri-kültürleri arasındaki sıkışmışlığı ve gitgelleri ile bu film Türk korku sinemasının gerçek enerjisini yansıtmaktadır. Ve kanımca, ne batı tarzı içsel – bireysel gerilimler ne de doğu tarzı hükmedici toplumsal korkular yakalamak anlamında tam anlamıyla seferber olabilen, boynu bükük arada kalmış korku sinemamızın başarısızlığı ile ilgili de önemli yapısal ipuçları vermektedir.

Gökhan Toka










Gokhan Toka
Gokhan Toka on FacebookGokhan Toka on InstagramGokhan Toka on LinkedinGokhan Toka on TwitterGokhan Toka on Youtube

5 thoughts on “Semum – Hasan Karacadağ 2007

  1. Hasan KaracadaÄŸ,Dabbe’nin bir üçlemenn ilk filmi olduÄŸunu söylemiÅŸti ancak Semum’un bu üçlemenin ikinci ayağı olduÄŸunu söylemek zor..Kendisine gelen mektuplar arasından birinde bir kadın başına gelen kötü olayı uzun uzadıya KaracadaÄŸ’a anlatıyor..Semum’dan bir haber olan KaracadaÄŸ öncelikle bunu bir senaryo sanıyor ama kadınla görüştüğü vakit bunun Semum olduÄŸunu öğreniyor ve filme çekmeye karar veriyor…Benim için yönetmenin filmlerinin temcit pilavından hiçbir farkı yok…Aynı konular arasında gidip gelen kısır bir bakış açısı..Çaki bile daha baÅŸarılı çünkü bir oyuncağı bir korku unsuru haline getirmek yaratıcılığı gösterirken,birbirinin karbon kopyası filmlerle Türk korku filmlerine katkıda bulunmaya çalışıyoruz..Yazık…

  2. iyi güzelde millet burdaki filmleri izlemek istiyoruz biz arkadaşlarımla beraber =)))))Nezaman ve nerde :):)??

  3. Ne kadar zaman gerekli bilmiyorum düzgün fikirler ve başarılı işler için.Ama bu filmi izledikten sonra daha vaktimizin olduğunu söyleyebilirim bir kez daha.Efsanelerin ve mitlerin bu kadar bereketli olduğu bu topraklarda halen yeterince parlak filmler ve senaryolar üretilemiyor kanımca.Kulaktan kulağa anlatılan,tüyler ürperten ve eski medeniyetler üzerine kurulu böyle gizemli hikayeleri olan sayılı toplumlardan biriyken ; dünyadaki en başarısız korku filmlerine sahip olmak ne acı.

  4. ben bu filmi seviyorum dehşet yaaa diğer filmlerden hiç korkmama ancak hasan karacadağ filmlerinden korkuyorum diğer filmler 20 yaş olsun korkmam

Comments are closed.