resident evil-olumcul deney

Yönetmen:Paul W.S. Anderson
Senaryo:Paul W.S. Anderson
Oyuncular:Milla Jovovich, Ali Larter, Wentworth Miller
Yapım Yılı: 2010
Ülke: Almanya, Fransa, İngiltere


Konu: Umbrella şirketini yok etmek isteyen Alice, ekibiyle birlikte şirketin Tokyo’daki şubesini basar. Burada ekibini kaybeden ve kendisine de T virüsünü nötralize ederek yeniden insana dönüşmesine neden olan bir virüs enjekte edilen Alice tek başına Alaska’ya kaçar. Bir önceki filmde Alaska’ya yolcu ettiği arkadaşlarını burada bulacağını düşünür ama tek bulabildiği kendisine saldıran, hafızasını kaybetmiş ve beyni yıkanmış Claire olur. Alice ve Claire uçakla Los Angeles’a kadar seyahat ederler ama hayatta kalmış tek bir insan bulamazlar. En sonunda vardıkları Los Angeles’da bir hapishaneye sıkışmış küçük bir grup insanla birlikte etraflarını çeviren onbinlerce zombiye karşı savaş verirler. Amaçları kıyıdan açıkta demir atmış Arcadia adlı güvenli bir gemide bulunan gruba ulaşmaktır.

Event Horizon (Ufuk Faciası), AVP (Alien vs Predator) ve önceki Ölümcül Deney filmleri ile bilinen Paul W.S. Anderson serinin yeni filmini de yine kendisi yönetiyor. Aksiyon düzeyi yüksek, aksiyon sahneleri göz alıcı ve özellikle 3D uygulaması çok başarılı bir film. Bununla birlikte korku filminden daha çok, Matrix ve Blade tarzı bir aksiyon filmi olarak değerlendirmelisiniz.




Doğmamış

Yönetmen:David S. Goyer
Senaryo:David S. Goyer
Oyuncular:Odette Yustman, Gary Oldman, Meagan Good, Cam Gigandet
Yapım Yılı: 2009
Ülke: ABD


Konu: Maske takmış tuhaf köpekler ve tekinsiz görünüşlü mavi gözlü afacan bir çocukla ilgili korkunç rüyalar gören Casey Beldon’ın (Odette Yustman) gözlerinin rengi değişmeye, gözü açık hayaller görmeye başlar. Gördüğü korkutucu imgeleri anlamaya çalışan Casey araştırmaları sonucu başına musallat olan şeyin ana rahmindeyken ölmüş ikiz kardeşinin ruhu olduğunu ve intikam peşinde olduğunu anlar.

Korku Filmleri Yorumu: Çok paranız ya da çok vaktiniz varsa bu filmi seyretmekle kendinize kötülük yapmış sayılmazsınız. Bu koşulları yerine getiremediğniz durumlarda bu filmi izlemeniz bünyenizde telafisi zor sıkıntı kabarcıklarına yol açacaktır. Tek kelimeyle berbat bir senaryoya sahip bir film “Doğmamış”. İzlenilirliği nerdeyse sıfır. Bu anlamda oldukça da şaşırtıcı bir film. Çünkü filmin yönetmeni David Goyer aynı zamanda filmin senaryosunun da yazarı. Ve yine aynı David Goyer iyi bir senarist olarak tanınıyor. Dark City’den (Karanlık Şehir) tutun Blade’e, gelmiş geçmiş en iyi Batman olan Kara Şovalye’ye kadar pekçok filmin senayosu Goyer’e emanet edilmiş. Yalnız dikkat ederseniz bunlar hep orijinal fikri bir başkasına, ya da bir çizgi romana dayanan filmler. Bunu özellikle fark etmek gerek bence, çünkü bu filmi izledikten sonra bu kişinin o “sağlam” senarist kimliği de bence tartışmaya açık bir hale gelir. Senarist olarak tanınan Goyer, bir korku filmi çekmeye karar vermiş ve bunu yaparken senaryo yazmak yerine korkunç olduğunu düşündüğü bazı rüya görüntülerini, bazı simgesel görselleri ucuca eklemiş. Bir nevi kolaj yapmış. Biraraya getirdiği bu görüntü parçacıklarının herbiri kendi içinde son derece yavaş akan, akmayan sürünen parçalar. Herbir parça kendi içinde son derece yavaş biçimde ilerliyor. Bu yavaşlık ve parçalanmışlık arasında ne iki satır diyologa, ne karakter geliştirmeye, ne öyküyü anlatmaya zaman kalmıyor. Yani bu aslında bir film değil. Bir video kliptir desek o da olmaz; çünkü bu kadar yavaş akan bir video klip de olmaz. Konu hayalet öyküsü olunca, exorcism de işin içine girince inandırıcılık filmin ihtiyaç duyduğu bir unsur. Ama film izleyiciyi inandırmaya değil, yönetmenin güzel ve etkileyici bulduğu görüntüleri uydu uymadı demeden birleştirmeye çalışan bir karmaşa. Sonunda da saçmasapan, altyapısı doldurulmamış güdük bir “Yahudi Exorcismi” ile de sona eriyor. Koskoca Gary Oldman’a da hayatındaki en saçma, en gereksiz rolü vermişler. “Yahudi Exorcismi nedir?”, “Gary Oldman nasıl heba edilir?” ya da “kötü film nedir?” sorularının yanıtlarını bulmak için kaçırılmayacak bir fırsat “Doğmamış”. Doğmasın da zaten…










Göz

Yönetmen:David Moreau, Xavier Palud
Senaryo:Sebastian Gutierrez, Jo Jo Yuet-chun Hui / Oxide Pang Chun / Danny Pang (orijinal senaryo)
Oyuncular:Jessica Alba, Alessandro Nivola, Parker Posey, Rade Serbedzija
Yapım Yılı: 2008
Ülke: ABD


Konu: 2002 yılındaki Hong Kong yapımı Gin Gwai (Göz) filminin bir hayli gecikmiş bir Holywood yeniden yapımı. Genç, güzel ve kör bir viyolensel sanatçısı olan Sydney (Jessica Alba) kornea transferi ameliyatı için gün saymaktadır. Çocukluğundan beri kör olan Sydney yaklaşan ameliyatı nedeniyle karışık duygular içerisindedir. Ameliyatı başarılı geçen ve yeniden görmeye başlayan Sydney başlangıçta bulanık bir görüşe sahiptir. Etrafındakileri tam seçemese de anlamlandıramadığı bazı figürlerin de rahatsız edici biçimde etrafında dolaştığını hissetmektedir. Görüşü netlik kazandıkça Sydney’in dehşeti de artar. Etrafında gördüğü şekiller en ummadık anda karşısına çıkan hayaletlerdir. Zavallı Sydney’e takılmış olan gözlerde bir numara vardır. Sydney etrafındakileri kendine inandırmaya çalışsa da bunu başaramaz. Çok geç olmadan ve çıldırmadan önce gözlerin sırrını çözmek zorundadır.

Gökhan Toka










I Am Legend

Yönetmen:Francis Lawrence
Senaryo:Mark Protosevich, Akiva Goldsman, Richard Matheson (roman)
Oyuncular:Will Smith, Salli Richardson, Paradox Pollack, Alice Braga
Yapım Yılı: 2007
Ülke: ABD


Konu: Aslen bilimadamı olan Robert Neville (Will Smith) dünyadaki son insandır… Üç yıl önce yayılan bir virüs nedeniyle gezegendeki herkes ölmüştür. Virüsün mutasyona uğrattığı bedenler, vampir olarak ortalıkta dolanmaktadır. Buna karşılık Neville, anlaşılmaz bir biçimde, bu virüse karşı bağışıklığı olan tek insandır. Üç yıl boyunca geceleri kendini sağlam kapılar ardına kilitleyen ve durmak bilmeden belki sesini duyan biri olur diye umutsuzca radyodan yardım mesajları gönderen bu adam çok yalnızdır. Kendi kanını kullanarak, bağışıklığının sırrını çözmek ve virüsün etkisini bozacak panzehiri yapmak için çalışan adamın etrafındaki çember giderek daralmaktadır. Favori filmlerimden biri olan Vincent Price’lı 1964 yapımı “Last Man On Earth” filminin bu ikinci yeniden yapımı, önceki örnekleri gibi Richard Matheson romanı I Am Legend’a dayanıyor.


Korku Filmleri Yorumu: Bu filmde neyle karşılacağımdan adım gibi emin olduğum için izlemeyi pek istemiyordum. Salt artık aradan çıksın diye izledim ve sonuçta tam da görmeyi beklediğim uygulama ile karşılaştım.

Amerikalılar bu büyük apokaliptik romanı anlamını ve hakkını vererek yeniden çekmek yerine romanla alakası olmayan ikinci versyonu (Omega Man) yeniden çekmeyi tercih etmişler. Tam da beklediğim üzere.

Sonuna kadar kendini ilgiyle izleten bir film diyemeyeceğim. Senaryosu çok çok zayıf bir film. Filmin güçlü noktaları: 1. Teknik güzellikler = terk edilmiş New York manzarasının büyüleyiciliği ki Holywood sinemasının kısır karınlı özüdür… 2. Yalnızlık ve umutsuzluk duygusu = bu duygu zaten romandan ve öykünün genel hatlarından beslenmektedir. Öyküye köpek Sam’in eklenmesi yalnızlık duygusunu pekiştirmekte ve filmi Omega Man’in detaydaki salaklığından arındırırken bir yandan da akıcı kılmakta etkili olmuş. Sam öldükten sonra da film darmaduman oluyor zaten.

Üç sene boyunca tek bir insan bile görmeyen ve yalnızlıktan gözü dönen Will Smith, nedense başka bir insanla, hem de gayet hoş bir dişi insanla!!! karşılaşınca bohem havasından bir türlü sıyrılamıyor. Saçma sapan bir senaryo. Charlton abi Omega Man’de birebirdeki bu karşılaşmayı çok iyi değerlendirmişti ama Will Smith karayağız haline rağmen nedense pek bi asosyel takılıyor. Kimse beni böyle tırıvırı bi yaklaşıma inandıramaz. Kimine şimdi bu yaklaşımım komik ve saçma gelecektir ancak: Fantastik filmler gerçekle karşı karşıya geldiklerinde bu karşılaşmayı iyi değerlendirmeliler. Yoksa bu filmin son tezindeki gibi ne fantastik ne de gerçek bir son noktaya, gayet yerçekimsiz biçimde varıveririsiniz.

Bir kez daha tekrar etmeli: Robert Neville’in EFSANELİÄžİ orijin olarak, bu filmdeki ya da Omega Man’deki üzere insanlığın kurtarıcısı olmasına dayanmaz. Robert Neville yalnızca kendi ifadesi ile efsanedir çünkü o bilinen insan türünün son bireyidir. Orijinal eserde, vampirlere-yaratıklara ek olarak bir melez tür daha türemiştir ve Robert Neville bu yeni insan türünü farkında olmadan avlayan bir katildir. Bakış açısına göre değişir. İzleyici öykünün başında Neville’in tarafındayken, sonunda onun bir katil olduğunu, eski bir türün son ve yıkıcı kalıntısı olduğunu idrak eder. Bu açıdan sarsıcı ve çok boyutlu bir aktarımdır.

Bu kadar güzel ve çok boyutlu bir öykü arka planda dururken Omega Man’in sığ aksiyon batağına bu filmin de saplanmasını bekliyordum. Nitekim batmış da. Hayırlı uğurlu olsun.

Gökhan Toka










Açlık

Yönetmen:Tony Scott
Senaryo:James Costigan, Ivan Davis, Michael Thomas, Whitley Strieber (roman)
Oyuncular:Catherine Deneuve, Susan Sarandon, David Bowie, Dan Hedaya
Yapım Yılı: 1983
Ülke: İngiltere


Konu: Taaa eski Mısırdan bu yana sürümde olan bir vampir prensesi olan Miriam (Catherine Denevue), kendine mesken tuttuğu New York’da erkek arkadaşı John (David Bowie) ile birlikte yaşamaktadır. Her şey yolundayken, işler birdenbire John’un yaşlanmaya başlaması ile bozulur. Vampir John, ünlü bir yaşlanma uzmanı olan doktor Sarah Roberts’a (Susan Sarandon) başvurur. Roberts, John’u kurtarmayı başaramaz ve John aşırı kırışıklık sonucu can verir. Buna karşılık dul kalan vampir prensesi, kendine yeni yavuklu olarak doktor Sarah Roberts’ı seçmiştir. Holywood’un en piyasa yönetmeni Tony Scott’un ilk filmi olan Açlık, oldukça seksi ve gotik bir film. Tony Scott aslında Vampirle Görüşme filminin senaryosunu MGM’ye sunmuş, buna karşılık MGM Açlık’ı çekmesi konusunda ısrar etmişti. Bir hayli karanlık bir tondaki bu filmde, David Bowie’nin yanı sıra dönemin ünlü gotik gruplarından Bauhaus’un da endam ve müzik olarak çeşnisi bulunuyor.