Yönetmen: Joseph J. Lawson
Senaryo: Paul Bales
Oyuncular: Dominique Swain, Jake Busey, Joshua Michael Allen
Yapım Yılı: 2012
Ülke: ABD


Konu: Antartika’ya gelen bir bilimsel araştırma ekibi buzların altında yabancı ve uğursuz birşeyle karşılaşır. Bu durumda şimdiye kadar izlediğimiz filmlerden yola çıkarsak iki seçenek var: 1. Alien ve Predator’ı iş üstünde yakalarlar 2. The Thing’deki yaratık gelip bunları iş üstünde yakalar.

Ne yazık ki bu iki seçenek de doğru değil, ama keşke olsaydı. Çünkü bu bilim insanlarının Antartika’da buzlar altında bulduğu yabancı ve uğursuz şey, korku sinemasının en tırt konularından biri olan Nazi zombileri malesef. Ne diyelim, her bilimadamı aynı ölçüde başarılı buluşlar yapamıyor. Mukadderat…

Gelelim Nazi zombilerinin dünyada başka yer kalmamış gibi Antartika’da, buzların altında ne işlerinin olduğu konusuna. Efendim, elbette ki Nazi zombileri bu lokasyonu dünyayı ele geçirme planlarını olgunlaştıracakları sote bir yer olduğu için seçmişler. Naziler 70 yıl boyunca gizlendikleri bu bölgede zombilik sanatında ustalaşmakla kalmamış, aynı zamanda ileri bir medeniyet düzeyine de ulaşmış, bilim ve teknolojide çağ atlamışlar. Uçan daire falan yapmışlar mesela. Tıpta da ilerlemişler, çürüyen zombi organlarını Antartika’nın masum halkından (hangi halksa artık o) aldıkları parçalarla değiştirerek yeniledikleri olağanüstü bir organ nakli uzmanlığına ulaşmışlar. Bitti mi, bitmedi. Hitler öldü sanıyordunuz değil mi? Ama aslında ölmemiş. Hitler’in kafasını bir golyata takarak dünyanın en acaip, en kitch androidini yapmışlar. Robotik kollarını hararetle sallaya sallaya bir “Heil!” deyişi, bir zombi kitlelere hitap edişi var ki aklınız durur, transa geçersiniz.

Nazis at The Centre of The Earth, ne ilk ne de son Nazi zombi filmi. Ama size temin ederim, bu en kötülerinden, en komiklerinden bir tanesi. Oyunculukların ve efektlerin kötülüğü üzerine diyalogların rezilliği de eklenince iş iyice berbat hale geliyor. Filmi sonuna kadar izlemeyi diyelim ki başardınız, Hitler kafalı o haşarı robotçuğu gördüğünüz anda inanın bana, hayatınızda neşe tomurcukları açacak. Filmi o ana kadar izlerken çektiğiniz bütün ızdırap, dahası metrobüste çektiğiniz işkence, üstüne şirketteki lavuğun bozduğu sinirleriniz, artı siyasilerin abuk demeçlerinin yarattığı depresyon; bunların hepsi böyle tel tel çözülüp açılacak, kuş gibi rahatlayacaksınız. Ve gülecek, doyasıya güleceksiniz…

Not: Korku sineması bu nazi zombi olayından vaz geçmeyecek gibi görünüyor. İyisi mi ben de nazi zombileri diye bir etiket yaratayım. Korkufilmleri.net’de yayınlanmış diğer ZOMBİ NAZİLİ filmlere de buradan bakabilirsiniz.




dead_snow

Yönetmen:Tommy Wirkola
Senaryo:Tommy Wirkola, Stig Frode Henriksen
Oyuncular:Vegar Hoel, Stig Frode Henriksen, Charlotte Frogner, Lasse Valdal
Yapım Yılı: 2009
Ülke: Norveç


Konu: Bir grup tıp öğrencisi, kış tatillerini ıssız Norveç dağlarında kayak tatili yaparak geçirmeye karar verirler. Buradaki bir kulubede içlerinden birinin kız arkadaşı olan Sara ile buluşacaklardır. Dağdaki kulubeye vardıklarında kızın orada olmadığını görürler. Vegard’ın, kız arkadaşı Sara’yı aramak üzere arkadaşlarından ayrıldığı gece gizemli yaşlı bir adam kulubeyi ziyarete gelir. Adam gençlere bu dağların 2. Dünya Savaşı’ndaki karanlık hikayesini anlatır. Bu bölgeyi işgal eden bir Nazi birliği dağlarda kaybolmuştur. Adam gençlere buralarda fazla dolaşmamalarını söyler. Gençler adamı ilk etapta çok fazla ciddiye almazlar ama ertesi gece Nazi zombilerini karşılarında gördüklerinde kafalarını taşlara vuracaklardır.

Geçen yılın sıkı korku filmlerinden biri olan Norveç yapımı Dead Snow’da aksiyon, komedi, korku ve bolca kan bir arada. Korku sinemasının zaman zaman işlediği Nazi zombileri konusunda çekilmiş en genç ve en eğlenceli film.

KORKULUK TV’de Fragmanı İzle




Shock Waves

Yönetmen:Ken Wiederhorn
Senaryo:John Kent Harrison, Ken Pare, Ken Wiederhorn
Oyuncular:Brooke Adams, Peter Cushing, John Carradine, Fred Buch
Yapım Yılı: 1977
Ülke: ABD


Konu: Tekneyle mavi yolculuk yapan bir grup turist deniz kazası geçirirler. Tekneleri gece yarısı, mürettebattan birinin idda ettiğine göre bir “hayalet gemiye” çarpmış ve hasar görmüştür. Yakınlardaki bir adaya sığınırlar. Ancak adayı çevreleyen deniz, 35 yıldır bugünü bekleyen sualtı nazi zombilerinin doğal yaşama alanıdır.

Korku Filmleri Yorumu: Bu filmle birlikte “Nazi Zombileri” kisvesi altında üçüncü filmimizi de izlemiş oluyoruz. Hatırlarsınız, bunlardan ilki Jesus Franco’dan Oasis Of The Zombies, diğeri de 2006 yapımı Horrors Of War. Bu şekilde devam edersek, Nazi Zombileri diye ayrı bir etiket açmamız gerekebilir ve iyi de olur.

Şimdilik, seyrettiğim üç nazi zombisi filmi içinde açık ara en iyisi Shock Waves. Zaten kadrodan da belli: Brooke Adams, Peter Cushing, John Carradine… Yalnız filmde bu kadro tam anlamıyla suyunu sıka sıka kullanılmamış. Brooke Adams başrolde olmasına rağmen çok az diyalogu var, ama genelde filmde zaten çok fazla diyalog yok. Hammer yıldızları Peter Cushing ve John Carradine ise yan rollerde görülüyorlar.

Filmin en büyük artısı gerilim ve atmosferi. Başlangıçtan itibaren belli bir noktaya kadar gerilimi çok iyi kuruyor. Deniz, görüntü kalitesi, zombi teması, gerilim bir araya geldiğinde Ossorio’nun Ghost Galleon‘u ayarında bir film izleyeceğimizi düşünüyoruz. Evet, tam olarak olmasa da Shock Waves’den bu tadı damıtabilmek mümkün.

Filmin oyuncu kadrosundan sonraki üçüncü önemli artısı da, özellikle su altı çekimlerinde ortaya konan kalite. Ancak bu yeterlilik, açıkçası filmin montaj masasında kanımca biraz bozulmasına da neden olmuş. Çünkü su altı çekimlerine gereğinden fazla yer vermişler. Zombi askeri rolündeki sarışın gençlerin, üzerlerinde cillop gibi ütülü üniformaları ile (35 yıldır suyun altında bozulmamış façalar) deniz tabanında dimdik yürümeye çalışmaları, aslında özünde komik bir faaliyet ve uzun ve pürdikkat izlenen bir sekansta da iyice komik oluyor. İzleyici zombilerle haddinden fazla muhatap olmaya başladıktan sonradır ki zaten (bu da aşağı yukarı filmin ortaları oluyor) filmin açılışta tavanda gezen cazibesi biraz irtifa kaybediyor.

Filmimizdeki zombiler et yiyen cinsten değiller. Kurbanlarını genelde suyun altında boğarak öldürüyorlar. Kurbanlarına genelde dört dalıyorlar, el ense çekiyorlar, kündeye getirip, bellerinden kavrayıp havada çırpıyorlar; kısacası güreşiyorlar. Dolayısıyla çok da fazla korkulacak bir tarafları yok. Filmde herhangibir gore unsuru yaratmıyor, pislik çıkarmıyorlar. Doğrusunu isterseniz deniz kestaneleri bile daha korkunç biçimde aksettiriliyor. Ama buna rağmen filmin verdiği gerilime şaşıracaksınız.

Bu yaz sıcaklarında seyredilecek en güzel korku filmlerinden biri. Tropikal adada, bele kadar suyun içinde olayım da yukarıdaki özellikteki nazi zombilerliyle ben muhatap olayım.










Oasis of Zombies

Yönetmen:Jesus Franco
Senaryo:Jesus Franco
Oyuncular:
Yapım Yılı: 1981
Ülke: Fransa


Korku Filmleri Yorumu: Orijinal ismi Abîme des morts vivants olan bu film adından da anlaşılacağı üzere bir Fransız halt yemesi. Bence filmi en iyi anlatan isim ise Bloodsucking Nazi Zombies biçimindeki isim tamlaması. Türkçe meali : KAN EMİCİ NAZİ ZOMBİLERİ oluyor ki tek kelimeyle MÜTHİŞ bir isim. Filmi pür dikkat da izleseniz anlamak çok zor. Ama ben tüm imkanlarımı bir araya getirdim ve anladım. Hatta şimdi büyük bir amme hizmetinin altına imza atarak anladığımı anlatıcağım: Amerikalı, ikinci dünya savaşında kuzey afrika’da da savaşmış olan, ve orada da yaşayan bir dede, elinde nazi altınlarının gömülü olduğu bir vahayı gösteren bir harita ile pervasızca cirit atmaktadır. Sonunda alman vatandaşı bir uyanık duruma uyanarak “gel bakayım dede, şu altınları bana bir anlat” der ve anlar anlamaz da dedeyi oracıkta öldürür ve haritayı da almak suretiyle sıvışır. Fakat amerikalı dedenin gözü yaşlı torunu, bu işin peşini bırakmama kararı ile (aslında altı milyon dolarcığın :)) amerikadan taa afrikaya akar gelir. Yalnız filme orasından burasından giren, şorttan başka birşey giymeyen, nazi zombilerinin orasını burasını emdiği kızlar kim? Nerden kaynağı kurumaz böcek sürüsü gibi çıkıyorlar bu kızlar, bir onu anlamadım. Neyse, altınların gömülü olduğu bu vahada aynı zamanda nazi zombileri de gömülü. Neden zombiler var onu bilmiyoruz. Ama var işte, o kadar.. Film bir flashback’de o kısmı anlatır gibi oluyor ama sadece nazilerin öldüğü savaşı gösteriyor. Herhalde ölünce zombi olunuyor direkt. Sanırım.. Gerçi o savaş sahnesinde de olaylar biraz hızlı geliştiği için (koşturup oraya buraya zıplayan adamlar vardı sadece, savaşı göremedim) ve yönetmen küçük bir hata yaparak her iki tarafa da aynı üniformayı giydirdiği için o karışıklıkta konuyu kaçırmış olabilirim. Kardeşim bu filmin ramazan ayında iftar saatinde gösterilebileceğini söyledi. Hımm, birkaç şortlukızemme sahnesini çıkarırsak olabilir. Çünkü filmin büyük çoğunluğu çöl, deve, vaha, namaz, minare göstererek geçiyor. (muhtemelen başka filmlerden ödünç almışlar bu sahneleri) Zombi dedik diye de öyle kallavi birşey beklemeyin. Suratlarına boyalı hamur sürünmüş, üstü başı parçalanmış birkaç gariban ortalıkta salınıp “vua vua” diye ses çıkarıyorlar sadece. Hamur sürerek yapamadıkları o en korkutucu, elebaşı (erbaş) zombileri ise vitrin mankeninin suratını boyayarak ve elinden kolundan tutup kamera neredeyse köşeden kadraja sokmak vasıtasıyla izleyiciye aktarmışlar. Gece çekimleri süper. Gece gündüz fark etmiyor yönetmene, gece çekimlerini de gündüz yapmış adam, çok başarılı. Filmin vahşi bir cazibesi olduğunu, ve izleyiciye “aman allahım bu kadar da olamaz” dedirtecek kadar dehşet yaratması nedeniyle 1 puanlık filmleri geride bırakarak 2 puanı sonuna kadar hakkettiğini söylemeliyim. Bu film, korku sinemasında EUROTRASH denen türe giriyor. Korku filmleri 70lerde patlama ve prim yapınca, bu işi yapabilen yapamıyan herkes 70-80 lerde bu işe girmişti. Avrupa’da özellikle en kötü örnekler ortaya çıktı ki bunlara topluca EUROTRASH adı veriliyor. Bu kadar lafın üzerine hala “bu berbat film neye benziyor” derseniz, yeşilçam zombi filmi çekse bundan daha iyisini çekerdi diyerek sizi kışkışlayabiliriz.










Horrors of War

Yönetmen:Peter John Ross, John Whitney
Senaryo:Peter John Ross, John Whitney, Philip R. Garrett, Scott Spears
Oyuncular:Jon Osbeck, Joe Lorenzo
Yapım Yılı: 2006
Ülke: ABD


Korku Filmleri Yorumu: Normal şartlarda on üzerinden iki alması gereken bir hayli ucuz bu film, aslında şu anda tam anlaşılmamakla birlikte yaratıcılarını ileride meşhur edecek bir kült film tohumu. Son zamanlarda benim gördüğüm, Amerika’dan çıkmış en başarılı bağımsız korku projelerinden bir tanesi. Bir kere film her karesinde çok ucuz ve çok kalitesiz, bunu söylemeliyim. Horrors of War, muhtemelen bir arkadaş grubu tarafından, yüzbin dolar gibi bir para toplanarak 16 mm’de çekilmiş. (Hatırlarsanız Starship Troopers II bile 6 milyon dolar bütçe ile çekilmişti – 100.000 – 150.000 dolar amerika için para değil yani anlayın) Anlattığı öykünün uçukluğuna da bakarsanız FİLMİN NASIL UCUZ GÖRÜNDÜÄžÜNÜ daha iyi anlarsınız: II Dünya savaşı, Normandiya çıkarması sonrası Fransa!!! Varan bir = SAVAŞ FİLMİ (kostümler, silahlar, patlamalar vs vs) Hitler müttefik ilerlemesini durdurmak için gizli silahlarını devreye sokuyor: insanlıktan çıkmış, vur vur ölmeyen ZOMBİ NAZİ ASKERLERİ!!! Hobaaaaa, VARAN İKİ: ZOMBİ FİLMİ (Makyaj, efekt vb). Bir de bu yetmezmiş gibi Fransa’nın Nazilere karşı yerel direnişini sembolize eden bir KURTADAM öyküsü!!!! ÖH ÖH ÖH ÖHHHH!! ABD ordusunda görev yapan ve daha önce de bir görevinde söz konusu ZOMBİ askerlerle karşılaşıp adamlarını kaybeden Kahramanımız John Schmidt, doldurduğu rapor komutanları tarafından safsata niteliğinde bulunduğu için (“zombiydi abi walla bak, vurdum vurdum ölmedi, allah cezamı versin walla bak”) yüzbaşılıktan teğmenliğe terfi ettirilmiştir. :) Ne var ki söz konusu safsata rapor olayları iyice ayyuka çıkınca, Schmidt konuyu derinlemesine araştırması için bir bölük askerle birlikte düşman hatlarının arkasına bir keşif görevine gönderilir. Burada zombiler yetmezmiş gibi bir de kurtadamlarla müşerref olucaklardır. Sonra içlerinden biri KURTADAM MİKROBU kapacak ve film ikinci yarısında KURTADAMLAR ve ZOMBİLER arasında kafa kaşıyıcı bir mücadeleye dönüşecektir. PEEEH!!! Gerçekten de eh doğrusu peh doğrusu denir başka da birşey denmez bu filme. Bütçe tabi ki, kürdan kadar olunca, film de fantazmanın dütt dediği yere kadar bi gidip geleyim deyince, iyice rezil ötesi görüntüler ortaya çıkıyor. Savaş sahnelerinde askerler dura dura savaşıyorlar. Ayağını yorganına göre uzatmayan, buna karşılık sanki mübarek milyon dolarlık bir proje yapıyormuş gibi senaryoyu aynen uygulayan yönetmenler, uçaktı, paraşütle atlamaydı gibi sahneleri de göstericez dedikleri için bilgisayarda çizilmiş ucuz görüntüler ile karşılaşıyoruz. Ama helal olsun gençlere, gayet güzel de kotarıyorlar aslında. Yönetmenler özellikle savaş ve korku sahnelerinde çok kötü anlatım ve plan tercihlerinde bulunuyorlar, kesinlikle bu iki türü – aksiyonu ve korkuyu – aktarmada başarılı değiller. Hele kurtadam zombi ile dövüşürken saçma sapan bir slow motion’a sardırıyorlar ki öğğ yani. Buna karşılık anlam veremediğim bir şekilde oyunculuklar kalbur üstü ve hatta bazı yüzlerde oldukça başarılı! Yönetmenler oyuncuları düpedüz çok iyi idare etmişler! Filmin plastik efektleri de (zombi ve kurtadamların genel görünüşleridir kastım) başarılı sayılır. Filmin jeneriğini de çok sevdim, hatta filmi izlerken yaşadığım iniş çıkışlara ilkin o neden oldu. Önce jenerik geçip bitene kadar kaliteli bir film sandım, sonra ucuz-rezil dedim, sonra ne oluyor dedim, sonra bu ne saçmalık, iyi iyi dedim, yok be ne iyisi dedim, en sonunda da “eh be kardeşim ne yaptınız siz” dedim film bitti. Yönetmenleri bundan sonraki projelerinde komedi türüne yönelirlerse daha başarılı olacaklardır. Ben öyle hissettim; özellikle kara komedide. Korku ve aksiyondan uzak dursunlar. Ama çok ilginç ve bence kesinlikle izlemeye değer, bir B, bir C, bir D filmi, bir kalitesizlik ve ucuzluk başyapıtı. Kısaca bir kült tohumu. Kurgusu ve anlatımı kötü olmasa ne olurdu siz düşünün.