NEDEN ZOMBİ FİLMLERİ’NE İLGİ  DUYULMAKTADIR ?

 

Korku Sinemasının genellikle dışlanmış ve üvey evlat muamelesi görmüş kimi çevrelerce dikkate dahi alınmamış Fakat gerçek sinemaseverler tarafından önemsenmiş gözde ikonlarından olan Zombiler en sevdiğim ve dikkate aldığım Türün başında yer alır.

Zombilerin o ağır aksak ve hantal yürüyüşleri (zombie flesheaters )birbirleriyletrans halinde konuşmadan anlaşabildikleri  haller(land of the dead)büyük bir açlık halinde etrafa acımasızca saldırmaları (dawn of the dead), benim naçizane en değerli zombi figürü olan BOB karakteri(Day of the dead)ve tabikii  Başını Claudıo Sİmonetti,nin çektiği ünlü İtalyan rock grubu GOBLİN,in eşsiz müziği bu Türe karşı hep bir sempati ve merak duygusu uyandıran başlıca etkenlerden olmuştur.

 

GEORGE A. ROMERO,NUN ZOMBİ TÜRÜ,NE GETİRDİÄžİ YENİLİKLER NELERDİR ?

Yürüyen Ölüler Korku Janrı içersinde diğer türlere nazaran farklı bir konuma getiren ve adeta bir fenomen haline dönüştüren kişi şüphesiz büyük ustad George A. Romero,dur.1940  Pensilvanya doğımlu  yönetmenin son dönem  zombi filmlerini saymazsak 1968-1978-1985 yılları arasında yapmış olduğu ölü üçlemesi Sinema  kariyerinin en önemli yapıtlarındandır.içerdiği Sosyo-Politik mesajlarıyla,Zombi filmlerine getirmiş olduğu farklı boyutlarıyla daha önce yapılmış olan zombi temalı filmlerden ayrıldığını rahatlıkla görebiliriz.

Korku Sinemasında vahşeti ön plana çıkaran ve bu konuda bir devrim başlatan,çağdaş korku Sinemasının duayeni olan Romero,yu diğer korku yönetmenlerinden ayrı bir tarafa koymak gerekir.Romero,nun özellikle ölü üçlemesindeki şiddet,i fütursuzca kullanması,bunu beyazperdeye aktarırken olabildiğince yoğun bir şekilde izleyiciler aktarması takdire şayan,dır.Ölü üçlemesinde Sistemi  acımasızca eleştirirken  her birinde farklı noktalara değindiği görülüyordu.night of the living dead,de Aile kurumunun güvenirliliği sorgulanırken aynı zamanda kime güveneceğimiz konusunda,da bizi sorguya çekiyordu.asıl tehlike dışarıdaki et yiyici yaratıklarmı yoksa içerdeki annesini ısırarak öldüren küçük kızmı ?sorusunu sorduruyordu.Dawn of the Dead,de ise tüketim toplumunun bir eleştirisi yapılırken serinin en kanlı ve vahşi filmi olan DAYof the dead,de hükümeti ve orduyu acımasızca eleştiriyordu.

Halbuki Romero,nun zombileri daha ortalıklarda gözükmezken türün başlangıcı sayılan white zombie ve Iwalk the zombiede zombiler tarlalarda,şatolarda çalıştırılan köle sınıfının zavallı temsilcileriydiler.muhtemelen çok çalıştırılıp aç-susuz bırakılıyorlardı !!!

GELENEKSEL ZOMBİ TÜRÜNÜN EN AKLI BAŞINDA ÖRNEÄžİ ROMEROMU,FULCİMİ YOKSA …

Evet maalesef ne Romero ne,de  Fulci,dir.Bu konuda bir istisna olarak Wes crawen,i gösterebiliriz.1988 yapımı olan the serpeant  and rainbow ,yılan ve gökkuşağı adıylada ülkemizde gösterilen film ,Haiti adsı ve oradaki askeri diktanın,ilkel inançlar vetoplumsal sömürü,hayaller,duygular ve gerçeküstü öğeleri bir araya getiren crawen korku istismarından uzak gerçek bir zombi profili çiziyor.bu filmde zombiler kaynağını kara büyüden almaktadır.Romero sinemasındaki gibi kaynağı belirsiz değildir.

 

DAWN OF THE DEAD =ROMERO,NUN ÖLÜLER ÜÇLEMESİ SERİSİNİN EN BAŞARILI HALKASI

Üçlemenin 2. Halkasını oluşturan Dawn of the dead,1968 yapımı olan Night of the living dead,in müthiş başarısından 10 yıl sonra çekilmiştir.Romero,nun gecesini gündüzüne katarak 1001 güçlükle ,teknik yetersizliklere rağmen filmi 4 ay gibi kısa bir sürede tamamlamayı başarmıştır.bu zorlu yolculukta ona en büyük desteği filmin yapımcılığındada adı geçen darıo ARGENTO,Dur.Filmin doğuşu ise bir hayli ilginçtir.Romero birgün moonrewilde bulunan yakın bir dostuna ait bir alışveriş merkezinde gezerken aralarında bir konuşma geçer.Arkadaşının   dünyayı yakın bir gelecekte büyük bir saldırıdan korumak için ne gibi önlemin olurdu sorusuna  o sırada gezmiş olduğu alışveriş merkezi Olurdu herhalde diye cevaplamıştır.Romero daha sonra bu fikri geliştirerek acaba bu alışveriş merkezine zombileri koysam nasıl olur der ve dawn of the dead projesi böylelikle başlamış olur.

DAWN OF THE DEAD,İN  DİÄžER ZOMBİ FİLMLERİNDEN ÜSTÜN KILAN ÖZELLİKLERİ

Dawn of the dead Zombi türleri arasındA h,iç kuşkusuz kendisinden önce çevrilen birçok yürüyen ölü temalı filmleri geride bırakmayı başarmış bir yapımdı.toplam süresi 139 dk. Olan ölülerin şafağı önceki filmine nazaran şiddeti artırılmış,gore efektleri makyaj ustası Tom savını,nın maharetli ellerine bırakarak filmi kült mertebesine sokmayı başarmıştır.

Dawn of the dead,i izleyenler bilir,konusu dört kişilik bir ekibin alışveriş merkezine sığınarak hayatta kalma mücadelesini verir.Zombiler sayısal üstünlüğ geçirmiş şehirlerde hakimiyeti eline geçirmişlerdi.insanlar ve yürüyen ölüler arasında ölüm kalım mücadele devam ederken kahramanlarımız bir helikopterle kaçıyor ve ve bir alışveriş merkezine inerler(Alışveriş merkezini planı ve büyük park alanı aklıma  kozyatağı carrefour u getiriyor)Filmin ana mekanı moonrewille alışveriş merkezi oluşturur.burada kahramanlarımızı sonu hüsranla bitecek olan birkaç aylığında olsa sürecek bir Amerikan rüyası yaşanır.bu rüyayı yaşarken aslında tüketim toplumunun ne kadar aciz içinde kaldığı ve saklanmak istediğimiz yerin aslında güvenilir olmadığı konusunda bizi sorgular.kahramanlarımız bir yandan hayatta kalma yolunda mücadelelerini sürdürürken diğer yanda alışveriş merkezinde şuursuzca saldırmaları ve buna nasıl yenik düştüklerini ibret verici şekle gözler önüne seriyor.bu bağlamda romero,nun zombileriyle  filmdeki karakterler arasında bir paralellik sözkonusu.çünkü açıkça görülüyorki kahramanlarımız kendilerini dev bir alışveriş merkezine kapatıp hapsederken aslında kapitalist düzenin çarklerına hapsediyorlar.diğer tarftan zombiler aynı şekilde bilinçsizce sanki düzenin bir parçasıymış gibi kahramanlarımıza saldırıyorlar.

Romero,nun filmi izleyicide karamsar bir etki bırakırken aynı zamanda mizahi unsurlarada yer açıyor.filmin müziklerinde yer yer açıkça belli ediyor.özellikle grubun eğlenme zamanlarında oldukça naif ve eğlenceli müzikler kullanılmış.

DAWN OF THE DEAD,İN KAOTİK HAVASI

Dawn of the dead kaotik bir ortamda geçen,dünyanın sonuna gelindiğini karamsar bir gözle izleyiciye aktaran bir yapım olarak göze çarpıyor daha ilk sekanslarda.Önce tv istasyonundaki görevlinin

-bence sende git artık,bizim sorumluluğumuz burada bitti artık,güvenlik güçleri devralacak açıklaması,sonrasında rahibin roger ve petere, artık onlara(ölülere)istediğinizi yapabilirsiniz ama sanırım yakında onlar sizden güçlü olacakölüler yürümeye başladığında beyler öldürmekten vazgeçerseniz onlar siz öldürmeye başlayacaklar ve son olarak francinenin,tanrı aşkına nereye gideceğimiz bilmiyoruz,telsizimiz bile yok kelimesi ne kadar karamsar bir ruh halinde olduklarının göstergisidir.

 Dawn of the dead uzun süresi,vermek istediği mesajlar ve türe getirdiği yenilikler bakımından ölü üçlemesinin en başarılı halkasıdır.hatta dahada ileri giderek korku sinemasının başyapıtlarından biridir diyebiliriz.çünkü bunu fazlasıyla hak ediyor.Yine bu yüzdendirki yıllardır bu kült şahaseri cuma ve cumartesi geceleri kesintisiz seyrederek 758.kez izleme şerefine nail oldum.

 

Arif Şahin